Kişi , Haber, Etkinlik, Sayfa, Duyuru, Başarılar, Menüler içerisinde arama yapabilirsiniz.

Tüm HABERLER

  • Sağlık Hizmetleri MYO'da Mezuniyet Coşkusu

    Sağlık Hizmetleri MYO'da Mezuniyet Coşkusu Ön lisans eğitimi ile sağlık sektörünün ihtiyaç duyduğu insan gücünü yetiştirmeyi hedefleyen İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu mezunlarını sektöre uğurladı. Ağız ve Diş Sağlığı, İlk ve Acil Yardım, Fizyoterapi ile Yaşlı Bakımı Programlarından mezun 260 öğrenci mezuniyet coşkusunu törene katılan aileleriyle paylaştı. Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu Müdürü Doç. Dr. Mustafa Soyöz’ün ev sahipliğinde düzenlenen törene, İKÇÜ Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Adnan Kaya, Dekanlar, Dekan Yardımcıları, akademisyenler ve çok sayıda aile katıldı. Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Adnan Kaya, sağlık alanında ülke sorunlarına duyarlı, kamu yararını gözeten örnek bir meslek yüksekokulu olarak mezun ettikleri öğrencilerin topluma, insanlığa olan katkılarını sürdürecekleri emin olduklarını söyledi. Prof.Dr. Kaya, gençlerin her zaman yanında olarak başarılarında katkısı olan başta aileleri olmak üzere bu süreçte kendilerine destek veren, özgüven aşılayan tüm hocalarına ayrı ayrı teşekkür etti. Dört programda 653 öğrenci sayısına ulaştıklarını ifade eden Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu Müdürü Doç. Dr. Mustafa Soyöz, eğitim açısından Tıp, Diş Hekimliği ve Sağlık Bilimleri ve diğer fakültelerden gelen akademik destek ile dört dörtlük bir müfredat sunduklarını ifade etti. Teori ve uygulamayı aynı anda öğrencilerine sunarak sektöre donanımlı sağlıkçılar kazandırdıklarını belirten Soyöz, “İlgili protokoller ile İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi Tıp Fakültesi Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesi, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı’na bağlı Narlıdere Huzurevi Yaşlı Bakım ve Rehabilitasyon Merkezi, Diş Hekimliği Fakültesi klinik ve laboratuvarları, İl Sağlık Müdürlüğüne bağlı 112 Acil Servis istasyonları uygulama alanları olarak kullanılabilmektedir. Bu güzide kurumlarımızın Yönetici ve personellerine işbirlikleri için ayrı ayrı teşekkür ederim.” dedi. Mezuniyet kütüğüne isim plaketini çakan okul birincisi Selver Yılmaz, İKÇÜ’lü olmanın yüksek standartlarını, katıldıkları iş ortamlarında başarıyla temsil edeceklerini belirtirken; İKÇÜ mezunu olmaktan duydukları mutluluğu paylaştı. Halk oyunları topluluğu zeybek ekibinin gösterisi beğeniyle izlenirken; mezuniyet andının okunmasının ardından öğrenciler kep atarak mezuniyetlerini kutladı.

  • Yönetimin Gözden Geçirme Toplantısı  Yapıldı

    Yönetimin Gözden Geçirme (YGG) Toplantısı  TS EN ISO 9001:2015 Kalite Yönetim Sistemi Standardının 9.3.2. Yönetimin Gözden Geçirmesi Girdileri başlığı ile belirlenen gündem maddeleri, Strateji Daire Başkanlığınca düzenlenen toplantıda görüşüldü. Rektör Prof. Dr. Saffet Köse önderliğinde; rektör yardımcıları, tüm akademik ve idari birimlerin üst amirleri ile İKÇÜ Kalite Komisyonu üyelerinin katılımıyla gerçekleştirilen toplantı, Prof.Dr.Fuat Sezgin Konferans Salonunda yapıldı. YGG Toplantısının içeriğini ortaya koyan sunum ile toplantının çıktısı niteliğinde olan YGG Toplantı Kararları ve Gerçekleşme Durum Raporu yayınlanarak paylaşıma açıldı. YGG Toplantı Sunumu (2019/01)'na ulaşmak için tıklayınız YGG Toplantı Kararları Gerçekleşme Durum Raporu (2017/01)'na ulaşmak için tıklayınız YGG Toplantı Kararları Tutanağı (2019/01)'na ulaşmak için tıklayınız

  • TS EN ISO 9001:2015 Kalite Yönetim Sistemi Gözetim Tetkiki tamamlandı

    TS EN ISO 9001:2015 Kalite Yönetim Sistemi Gözetim Tetkiki tamamlandı. Üniversitemizde yürütülen kalite sistemleri çalışmalarının TS EN ISO 9001:2015 Kalite Yönetim Sistemi Standardına uygunluğunu, yeterliliğini ve sürdürebilirliğini güvence altına almak üzere, Rektörümüz Prof. Dr. Saffet Köse ev sahipliğinde; TSE Ege Bölge Koordinatörlüğü tarafından görevlendirilen tetkik görevlileri Figen Yaşar, İsmail Ünlü Ve Mehmet Keleş'in katılımı ile Gözetim Tetkiki gerçekleştirildi. Açılış toplantısı ile başlayan Gözetim Tetkiki sürecinde, başta üst yönetim ve yönetim temsilcisi olmak üzere sırası ile Personel Daire Başkanlığı, İdari ve Mali İşler Daire Başkanlığı, Mühendislik ve Mimarlık Fakültesi, Fen Bilimleri Enstitüsü, Öğrenci İşleri Daire Başkanlığı, Yapı İşleri Daire Başkanlığı ve Strateji Geliştirme Daire Başkanlığında tetkikler gerçekleştirildi. Bahse konu tetkik süreci, her birim için belirlenmiş olan Standart maddeleri çerçevesinde yürütüldü.  Birimlerde gerçekleştirilen tetkiklerin tamamlanmasının ardından gerçekleştirilen kapanış toplantısı ile Gözetim Tetkiki tamamlanmış oldu.  Tetkik süresince tespit edilen olumlu, olumsuz (uygunsuzluk) ve iyileştirilebilecek hususlar tetkikçiler tarafından kapanış toplantısında, Üst Yönetim ile İdari ve Akademik Birim Amirlerine açıklanarak bildirildi. Tetkik sonuç raporunun nihai hali Belgelendirme Merkez Başkanlığının onayına müteakip üniversitemize tebliğ edileceği kaydedildi.

  • İKÇÜ Ailesi Bayramlaşma Töreninde Buluştu

    İKÇÜ Ailesi Bayramlaşma Töreninde Buluştu İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi Ailesi, resmi tatil olması sebebiyle öncesinde düzenlenen bayramlaşma töreninde bir araya geldi. Akademik ve İdari Personeli makamında ağırlayan Rektör Prof. Dr.Saffet Köse, tüm çalışma arkadaşlarının bayramını tek tek kutladı, aileleriyle birlikte huzur içinde bir bayram geçirmelerini diledi. Bayramlaşmada hazır bulunan Rektör Yardımcıları Prof. Dr. Turan Gökçe,Prof.Dr.Adnan Kaya, Dekanlar, Genel Sekreter Nuretdin Memur, İKÇÜ mensuplarının bayramlarını kutladı. Fakültelerden gelen akademisyenler ve idari personel de birlik ve beraberlik temennisiyle bayramlaştı. Prof.Dr. Köse mesajında şunları kaydetti:  “ Başı rahmet, ortası mağfiret, sonu azaptan kurtuluş olan Ramazanın son günlerine ve bin aydan daha hayırlı olan mübarek Kadir gecesine erişmiş olmanın huzur ve mutluluğunu birlikte idrak ediyoruz.           Bu vesileyle, İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi ailesinin, Milletimizin ve İslam âleminin Kadir gecesini ve Ramazan Bayramını tebrik ediyor, hayırlar getirmesini diliyorum."  

  • İKÇÜ’DE  ETİK VE AHLAK KAVRAMLARI TARTIŞILDI

    İKÇÜ’DE  ETİK VE AHLAK KAVRAMLARI TARTIŞILDI İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesince düzenlenen “Farklı Disiplinlerin Perspektifinden Değişen Dünyada Etik Olabilirlik Paneli”nde etik ve bilim kavramları tartışıldı. Etik günü ve Haftası etkinlikleri kapsamında düzenlenen panelin moderatörlüğünü Rektör Prof.Dr. Saffet Köse yaptı. Panelin açış konuşmasını yapan Sağlık Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof.Dr. Bumin Nuri Dündar, etik kelimesinin Türk Milletinin 5000 yıllık tarihinde önemli bir yer eden  töre kelimesi ile eşanlamlı olduğunu, kelime anlamının doğruyla yanlışı, haklı ile haksızı, iyiyle kötüyü, adil ile adil olmayanı ayırt etmek ve doğru, haklı, iyi ve adil olduğuna inanılan şeyleri yapmak olduğunu, etik ve ahlaki değerlerin insanların ve toplumun huzurunun temelini oluşturduğunu ifade etti.  “Aşırı hırs ve kıskançlık etik değerlerden uzaklaştırır.” Çalışma hayatında huzuru bozan etik dışı davranışlar nedeniyle yıllar önce bir yazı kaleme aldığını belirten Prof.Dr. Dündar, çalışma hayatında etik değerlerden uzaklaştıran davranışların aşırı hırs ve kıskançlık duygusundan kaynaklandığını düşündüğünü söyledi. Dündar ayrıca huzurlu ve mutlu bir toplum için Hz. Peygamberin beni ihtiyarlattı dediği  "Emrolunduğun gibi dosdoğru ol" ayeti kerimesi doğrultusunda dosdoğru insan olmak, iyi insan olmak, dünyada iyi bir iz bırakmak için çaba gösterilmesi gerektiğini ifade etti. “Zaafların ortaya çıktığı noktada ahlak kavramı devreye girer.” Ahlak kavramına açıklık getiren Rektör Prof.Dr. Saffet Köse ise Hz Mevlana’nın bir örneğini aktararak zaafların ortaya çıktığı noktada ahlak kavramının devreye girdiğini söyledi. Prof. Dr. Köse, “Hatırladığım kadarıyla Hz. Mevlana’dan nakledilen çok güzel bir örnek var. Bir hükümdar, kendisine gelen konuklarına eğittiği kedilere kahve tuttururmuş.  Bir gün saraya bunu bilen muzip bir misafir gelir, cebine iki fare koymuştur. Tam kediler kahveleri misafirine sunmak üzere odaya girdiklerinde fareleri cebinden önlerine atıverir. Kediler de kahveleri atar ve farelerin peşinden koşar. İşte ahlak bu tür zaaflarla karşılaşıldığında onların peşinden gidilmediğinde ve doğru olanın otomatik olarak, hiçbir hesap yapılmadan tercih edilebildiğinde ortaya çıkar” diye konuştu. “Ahlak yoksa hukuk ile netice alabilmeniz zorlaşır.” “Ahlak insanların iç dünyasını kontrol eden bir disiplindir.” diyen Prof. Dr. Köse, toplumsal düzen kuralları içinde hukuktan da önce geldiğine işaret etti. Prof. Dr. Köse, “Hukuk Sosyologlarının şöyle bir tespiti var. Ahlak hukuku önceler. Ahlak yoksa hukuk ile netice alabilmeniz zorlaşır. Bugünün belki de en önemli sorunlardan birisi bu. Amerika’da bir sosyolog suç oranların yüksek olmasının sebebini araştırırken vardığı sonuç, her şeyin hukukla halledilebileceğine olan inancın doğurduğu kanun bolluğudur. İşte bunun için önce ahlak diyoruz” dedi. “İyi ahlaklı olmayandan bilim etiğine uygunluk beklenmez.” İslami İlimler Fakültesi’nden Prof.Dr. Muhsin Akbaş ise bilimsel faaliyet sürecinin etikten bağımsız olduğunu düşünmenin yanlış olduğu üzerinde durdu. “İyi ahlaklı olmayan bir kimseden bilim etiğine uygun davranış beklenmez.” diyen Prof.Dr.Akbaş,  “Aklının bağımsızlığını eline aldığını düşünen aydınlanmacı ideolojik bilimci, insanlık için yeryüzü cenneti yaratma hayalleri kurarken; ulaşılan teknolojik gelişim ile dünyayı yok oluşun eşiğine getirince etiğin önemini hatırlamış gibidir. 20.yüzyılda aydınlanmanın merkezi Avrupa’da yıkımı getiren 1.ve 2.Dünya Savaşı, nükleer felaketler, çevre sorunları gibi büyük olumsuzluklar etiğin önemini modern insana ciddi şekilde hissettirmiştir. Etikten bağımsız bir sosyal bilim düşünülemez. İyi ahlaklı olmayan bir kimseden bilim etiğine uygun davranış beklenmez.” diye konuştu. “Ülkemizde ötenazi kabul görseydi nasıl bakardınız?” Sağlık Bilimler Fakültesi Dekan Yardımcısı Doç.Dr. Esra Akın Korhan pozitif bilimlerde, iki kere ikinin kaç ettiğinin cevabı gibi doğrunun bir tane ve her zaman aynı olduğunu söyledi. Etik için bu mümkün mü? diye soran Doç.Dr.Korhan, “Ne yazık ki dünyada özellikle Belçika’nın son aldığı kararda ötenazi kabul edilmiş durumda. Peki, ülkemizde ötenazi kabul görseydi nasıl bakardınız? Kronik bir hastalığa sahip olduğunuzda ötenazinin yasal olduğu bir ülkede bu hakkınızı kullanır mıydınız? Etik düşünce önce aklımızda başlıyor ve önce aklımızla birlikte doğru düşünüyoruz bu arada vicdan faktörü devreye giriyor ve etik algımız şekilleniyor. Üstlendiğimiz rollerde etik yükümlülüklerimizin farkında olarak etik davranış sergiliyoruz.  Etik ilkeler ve etik değerler davranışlarımızın temel unsurunu oluşturuyor ve bizi ortak paydada buluşturur. Bu değerlerin odak noktasını da insan onuru oluşturmaktadır ve insan onurunun korunması aslında etik olabilirliğin de temeli olmaktadır"  şeklinde konuştu. “Etiksel düzenlemelerin tarihi M.Ö 4.yüzyıla uzanıyor.” Mühendislik ve Mimarlık Fakültesi’nden Dr.Öğretim Üyesi Nermin Topaloğlu Avşar da Hipokrat Yeminiyle başlayan etiksel düzenlemelerin tarihinin M.Ö 4.yüzyıla kadar gittiğini söyledi. Avşar, “20.yüzyılda insan deneylerinin üzerinde çeşitli düzenlemeler getiren Nuremberg Kodu yayınlanmıştır. Daha sonra Cenevre, Helsinki gibi bildirgeler yayınlandı. Helsinki özellikle medikal camianın kendinin etik açısından düzenlemesi için ilk adım oldu. İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi, Dünya Hekimler Birliği Bildirgeleri, Avrupa Konseyi Biyoetik Sözleşmesi, Unesco Evrensel Biyoetik Kuralları etik kavramı için önemli dönemeçler oldu.”dedi.

  • İKÇÜ’DE FİZYOTERAPİ ULUSLARARASI ÖLÇEKTE ELE ALINDI

    İKÇÜ’DE FİZYOTERAPİ ULUSLARARASI ÖLÇEKTE ELE ALINDI Dünya Fizyoterapi Konfederasyonundan ödüllü Dr. Simoneau İKÇÜ’ye konuk oldu İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Fizyoterapi ve Rehabilitasyon Bölümü tarafından düzenlenen “Fizyoterapide Eğitim Araştırma ve İnovasyon Sempozyumu” 300’e yakın sağlık profesyonelini bir araya getirdi. İKÇÜ Sağlık Bilimleri Fakültesi Fizyoterapi ve Rehabilitasyon Bölüm Başkanı Prof. Dr. Derya Özer Kaya’nın başkanlığını üstlendiği sempozyuma konuk olan, Dünya Fizyoterapi Konfederasyonundan en iyi eğitimci ödülü alan Marquette Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Guy Simoneau; dünyadaki son gelişmeler ışığında fizyoterapideki önemli gelişmeleri aktardı. Türkiye genelinde her yaştan fizyoterapist ve üniversite öğrencisinin katıldığı sempozyumlarda alanlarında uzman fizyoterapistler, gençlere tecrübelerini aktardı. İKÇÜ Rektör Yardımcısı Prof.Dr.Turan Gökçe’nin de iştirak ettiği panelde konuşan Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Dr: İrfan Karadede, sağlık bilimlerinde ‘Eğitim, Araştırma ve İnovasyon’ başlıklarının birleştirilmesinin önemine vurgu yaparak; bu anlamda bu kavramları biararaya getiren sempozyuma ev sahipliği yapmaktan memnuniyet duyduklarını paylaştı. İKÇÜ’de kurulan, ‘Fizyoterapi ve Rehabilitasyon Mesleki Beceri, Eğitim, Araştırma ve İnovasyon’ Laboratuvarı’nda dünya standartlarında lisans ve lisansüstü eğitimi verdiklerini aktaran Fizyoterapi ve Rehabilitasyon Bölüm Başkanı Prof. Dr. Derya Özer Kaya da ulusal-uluslararası alanlarda bilimsel çalışmalar üretmeyi hedeflediklerini bildirdi. Kaya sempozyumda, fizyoterapi ve rehabilitasyonun geçmişi ve geleceği ile eğitim, araştırma ve inovasyondan oluşan başlıklarda üç ayrı panelde,  ulusal ve uluslararası düzeyde sunumlar yapılacağını kaydetti. Dünya Fizyoterapi Konfederasyonundan ödüllü Dr. Simoneau katıldı. Marquette Üniversitesi öğretim üyesi Prof. Dr. Guy Simoneau ilk oturumda, Kanada ve Amerika Bileşik Devletleri’ndeki fizyoterapi eğitimi ve klinik uygulamalar hakkındaki güncel bilgiler paylaştı. Ayrıca, fizyoterapi, ortopedi ve spor alanlarının en saygın dergilerinden biri olan JOSPT editörlüğünü sürdüren Dr. Simoneau, geleceğin araştırmalarının planlanması adına yol gösterici ipuçları verdi. Alanındaki öncü eğitimci ve araştırmacılardan değerli katkılar… Fizyoterapi ve Rehabilitasyon eğitiminin Türkiye’deki modeli ve çekirdek eğitim programı hakkında,  Hacettepe Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ayşe Karaduman, Fizyoterapi ve Rehabilitasyon eğitiminin sağlık bilimleri akreditasyon sürecine uyumu hakkında,  Hacettepe Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Özlem Ülger, fizyoterapi ve rehabilitasyonun gelişiminde Türkiye Fizyoterapistler Derneği’nin rolü hakkında dernek başkanı Hacettepe Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Tülin Düger bilgi aktardı. Geleceğin araştırmalarının planlanması ele alındı  “Fizyoterapide Araştırma: Gelecek Araştırmalarınızı Planlama” başlığıyla, Prof. Dr. Guy Sımoneau’nun sunumu ile Hasan Kalyoncu Üniversitesi Fizyoterapi ve Rehabilitasyon Bölüm Başkanı Prof. Dr. Yavuz Yakut ve Ankara Güven Hastanesi’nden Prof. Dr. Gül Baltacı’nın Türkiye’deki fizyoterapi araştırmaları ve Türkiye’nin uluslararası araştırma ve projelere entegrasyonu konularındaki paylaşımları gelecekteki araştırmalara yön verecek kazanımlar sağladı. İnovasyon ve inovatif projeler tartışıldı. Son oturumda ele alınan “Fizyoterapide İnovasyon” başlığı, 2018 yılı ''TÜBA Üstün Başarılı Genç Bilim İnsanı'' ödülüne layık görülen İstanbul Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Ela Tarakçı ile Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mehmet Gürhan Karakaya’nın inovasyonun fizyoterapideki yeri ve önemi hakkındaki paylaşımlarıyla devam etti. SANKO Üniversitesi Fizyoterapi ve Rehabilitasyon Bölüm Başkanı Prof. Dr. Nevin Ergun ve Dokuz Eylül Üniversitesi Öğretim Üyeleri Prof. Dr. Nihal Gelecek ve Prof. Dr. Salih Angın'ın Deneyimleri ve perspektif açan yaklaşımları ile moderatör olarak katıldığı sempozyum, pek çok iş birliği ve çalışmanın yapılandırılmasına öncülük etti. Programın sonunda İKÇÜ Rektör Yardımcıları Prof.Dr.Turan Gökçe ile Prof.Dr.Dr.İrfan Karadede konuk panelist Prof. Dr. Guy Simonea’a  plaket ve teşekkür belgesi takdim etti.    

  • “Pek çok araştırmacının ortak sorunu: İngilizce bilgisi”

    Prof. Dr. Guy Simoneau “Pek çok araştırmacının ortak sorunu: İngilizce bilgisi” İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Fizyoterapi ve Rehabilitasyon Bölümü’nce düzenlenen konferansta, akademik hayatın sürekliliği ve bilimsel çalışmaların olmazsa olmazı makale yazımı ve Dergi Editörlüğü konuları masaya yatırıldı. Bilim dünyasında prestijiyle bilinen Journal of Orthopaedic & Sports Physical Therapy (JOSPT) dergisinde uzun yıllar editörlük yapan ve Dünya Fizyoterapi Konfederasyonunca, “Fizyoterapide En iyi Eğitimci” ödülü verilen Marquette Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Guy Simoneau tarafından verilen konferansı 200’e yakın katılımcı takip etti. “Uluslararası endekslere girme hedefindeyiz.” Genç araştırmacıların ilgiyle takip ettiği konferansta konuşan Fizyoterapi ve Rehabilitasyon Bölüm Başkanı Prof. Dr. Derya Özer Kaya, İKÇÜ Sağlık Bilimleri Fakültesi olarak hedeflerinin, bilimsel araştırmaları desteklemek, yayına dönüştürmek, akademik süreçlere ve klinik uygulamalara katkı sağlamak olduğunu kaydetti. Dekan Prof. Dr. Bumin Nuri Dündar önderliğinde, 2016 yılından beri İKÇÜ Sağlık Bilimleri Fakültesi dergisini çıkardıklarını aktaran Kaya, dergilerinin yayın kalitesini arttırmak ve ulusal ve uluslararası endekslere girmesi için özveriyle çalıştıklarını söyledi.  Kaya, "Prof. Dr. Guy Simoneau'yu ağırlamanın, deneyiminden faydalanmanın hem geleceğin araştırmalarının planlanması hem de dergimizin gelişim süreci açısından yol gösterici olabileceğini düşünüyoruz" dedi. “Türkiye’deki pek çok araştırmacının en büyük sorunlarından biri İngilizce bilgisi” Bir araştırmanın planlaması ve sonuçlarının makale olarak yazılması konusunda, var olan tüm kılavuzların en ince ayrıntısına kadar uygulanması gerektiğine vurgu yapan Prof. Dr. Simoneau, Türkiye’deki pek çok araştırmacının en büyük sorunlarından birinin İngilizce bilgisi olduğunu söyledi. Kaliteli tasarıma sahip makalelerin, İngilizce yazımları çok iyi olmasa da yayınlanma olasılığının çok yüksek olduğunu belirten Prof. Dr. Guy Simoneau, “Çalışma kaliteli olduktan sonra da İngilizce yazımı profesyonelce ele alınnması gereken bir editörlük işidir.  Çalışma tasarımı kalitesiz ise yayınlanmaz ve çalışma sırasında sarf edilen onca emek, zaman ve para boşa harcanmış olur.” diye konuştu. Türkiye’den  yayınlara karşı önyargı var mı? Türkiye kökenli yayınlara karşı önyargı olup olmadığı konusu ile ilgili de konuşan Prof. Dr. Simoneau, aslında böyle bir önyargının olmadığını, kaliteli tasarıma sahip çalışmaların ülke gözetilmeksizin kabul edildiğini bildirdi. Prof. Dr. Sımoneau’dan Türk araştırmacılar özel eğitim… “Kanıta Dayalı Uygulamalar;Araştırmaları Klinik Uygulama Alanlarına Aktarmak” başlığında genç araştırmacılara bir de  eğitim veren JOSPT Editörü ve Marquette Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Sımoneau, klinisyenlere ortopedi/spor/manuel fizyoterapi klinik uygulama alanlarında üretilen araştırmaları yorumlama ve klinik uygulamada nasıl kullanacaklarını aktardı. Kursta, makalelerin nasıl takip edileceği, makale sonuçlarının nasıl yorumlanacağı ve klinik uygulamalara nasıl en iyi şekilde aktarılabileceği iki gün boyunca ayrıntılarıyla ele alındı.    

  • AKILLI ULAŞIM SİSTEMLERİ ZİRVESİ’NDEN İKÇÜ’YE AKADEMİ ÖDÜLÜ

    AKILLI ULAŞIM SİSTEMLERİ ZİRVESİ’NDEN İKÇÜ’YE AKADEMİ ÖDÜLÜ Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığının himayesinde, Akıllı Ulaşım Sistemleri Derneği tarafından (AUSDER) düzenlenen, 1. Uluslararası Akıllı Ulaşım Sistemleri Zirvesi’nden İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi’ne akademi ödülü geldi. "Belediyecilik", "Hareketlilik Teknolojisi", "Start-Up", "Medya", "Sektöre Katkı", "Akademi" ve "Ulaşımda Aklın Yolu Özel" kategorilerinde verilen "Ulaşımda Aklın Yolu Ödülleri" nde, Akademi dalında, İKÇÜ Mühendislik ve Mimarlık Fakültesi’nden Dr. Öğretim Üyesi Oruç Altıntaşı’nın çalışması ödüle layık görüldü. Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu'nda (BTK) düzenlenen zirvede ödülünü alan Dr. Öğretim Üyesi Oruç Altıntaşı, mutluluğunu Rektör Prof.Dr. Saffet Köse ile paylaştı. AUSDER tarafından doktora tezlerinin değerlendirildiği kategoride,  “Hareketli Araç Verisi(FCD)kullanılarak kentsel arterlerde kuyruk uzunluğu tespiti” başlıklı doktora tezi ile ödül kazandığını ifade eden Dr. Öğretim Üyesi Oruç Altıntaşı, oldukça mutlu olduğunu söyledi. Oruç Altıntaşı’nı tebrik eden Rektör Prof.Dr. Köse ise bilimsel çalışması ile böylesine önemli bir zirvede İKÇÜ’yü temsil ederek ödül getiren Oruç Altıntaşı’na çalışmalarında başarılar diledi.    

  • MEZUNİYETE BİR KALA POSTER SUNUMU HEYECANI

    MEZUNİYETE BİR KALA POSTER SUNUMU HEYECANI İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi Mühendislik ve Mimarlık Fakültesi’nin ikincisini düzenlediği 2018-2019 Eğitim-Öğretim Yılı Bitirme Projeleri Sergisi fuaye alanında gerçekleştirildi. Mühendislik ve Mimarlık Fakültesi Dekanı Prof.Dr.Aydoğan Savran ile Dekan Yardımcıları, öğretim üyelerinin de yer aldığı proje sergisinde;  Biyomedikal Mühendisliği, İnşaat Mühendisliği, Elektrik-Elektronik Mühendisliği, Harita Mühendisliği, Makine Mühendisliği, Malzeme Bilimi ve Mühendisliği ile Mekatronik Mühendisliği bölümlerinden 236 öğrencinin 158 posteri yer aldı. Mezuniyete bir adım kala Lisans Bitirme Projeleri Sergisi ve Poster Sunumlarını inceleyen akademisyenler, başarılı çalışmaları görmekten duydukları memnuniyeti paylaştı. Her bölümün kendi öğrencileri arasından seçtiği ilk üç posterin sahiplerine, mezuniyet töreninde başarı sertifikası takdim edileceği açıklandı.

  • İKÇÜ VE ESBİAD ORTAK PANELDE BULUŞTU

    İKÇÜ VE ESBİAD ORTAK PANELDE BULUŞTU İzmir Katip Çelebi Üniversitesi (İKÇÜ) ve Ege Serbest Bölgesi İş Adamları Derneği (ESBİAD) birlikteliğinde düzenlenen panelde, Ege Bölgesinin ekonomik ve insan kaynağı açısından durumu masaya yatırıldı. Panelde her iki kurum arasında yürütülebilecek ortak çalışmalar, yüksek katma değer yaratabilecek projeler konusunda fikir alışverişinde bulunuldu. ESBAŞ’ın ev sahipliğinde düzenlenen panele, Gümrük ve Ticaret Bakanlığı Ege Serbest Bölgesi Bölge Müdürü Şenay Satoğlu, ESBİAD Yönetim Kurulu Başkanı Bilgen Salih Narlı, İKÇÜ Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Adnan Kaya, Prof. Dr. Serhat Burmaoğlu, Doç. Dr. Evrim Mayatürk Akyol, Dr. Öğr. Üyesi Tolga Şentürk, Öğr. Gör. Halil Ahmet Uran, Öğr. Gör. Berhan Çoban Öğr. Gör. Ayşegül Nalbantoğlu, Araş. Gör. Nisa Akın ve Şube Müdürü Uğur Durusu katıldı. İKÇÜ adına bir sunum yapan Rektör Yardımcısı Prof.Dr. Adnan Kaya, temel araştırma ile uygulamalı araştırmaya eşit derecede önem veren bir İKÇÜ olarak toplumsal katkı misyonu gereği, bölgesel ve ulusal kalkınmaya değer katma arzusunda olduklarını söyledi. Prof.Dr.Kaya, özellikle Ege Bölgesinin kaynaklarının  ulusal ve uluslararası önemine değinerek ESBAŞ sektör temsilcileri ve ESBİAD  ile üniversite-sektör kaynaşmasına örnek teşkil edecek  çalışmalar yapmak istediklerimi söyledi. Panele İKÇÜ’yü temsilen katılan akademisyenler, uygulamalı işbaşı eğitimi, kariyer planlama etkinlikleri, firma yöneticilerine yönelik lisansüstü programları, sürekli eğitim merkezi (İKÇÜSEM) çalışmaları, dijitalleşmede olgunluk ve geçiş için yol haritaları geliştirilmesi ve fikri mülkiyet ve patent başlıklarında katılımcıları bilgilendirdi.

  • İKÇÜ’NÜN İFTAR GELENEĞİNE YOĞUN İLGİ

    İKÇÜ’NÜN İFTAR GELENEĞİNE YOĞUN İLGİ İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi'nde bir gelenek haline gelen iftar buluşması,Rektör Prof.Dr.Saffet Köse’nin ev sahipliğinde İKÇÜ Merkez Yemekhanesi'nde gerçekleştirildi. İftar yemeğine, 2. Ana Jet Üssü Komutanı Tüm.Gen.Rafet Dalkıran, Manisa İl Jandarma Komutanı Tuğ.Gen.Erhan Can, Çiğli Kaymakamı Kaya Çıtak, Çiğli Belediye Başkan Yardımcısı Tülin Koç, Rektör Yardımcıları Prof. Dr. Turan Gökçe, Prof. Dr. Adnan Kaya, Prof. Dr. Dr. İrfan Karadede, Dekanlar, Genel Sekreter Nuretdin Memur, İKÇÜ Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesi Yöneticisi Prof.Dr. Ali Gürbüz, öğretim üyeleri, Kutlusan A.Ş. yönetim kurulu üyeleri ve çalışanları, akademik, idari personel ve aileleri katıldı. Yaklaşık 700 İKÇÜ mensubunun katıldığı iftarda konuşan Prof.Dr. Saffet Köse, orucun sadece aç kalmak değil, aç olanları da hatırlamak olduğunu ifade etti. Prof.Dr.Köse, “Oruç helalde sabit kalmaktır. Oruç,  haramları hiç yapmayacağımızın sözünü vermektir. Oruç sabırdır, irade eğitimidir. Dilerim ki bu ayda tutulan oruçlarımız, yılın tamamında oruçlu gibi yaşatsın. Bu güzel çatı altında bizlerle birlikte olduğunuz için şükranlarımı sunuyorum. Hz. Peygamber Efendimiz, “Kim bir oruçluyu iftar ettirirse, oruçlu kadar sevap kazanır. Oruçlunun sevabından da hiçbir şey eksilmez.” der. Bu çerçevede Kutlusan Yönetim Kurulu Üyesi ve Genel Müdürü Sn.Hasan Büyükkutlu’ya,  bu güzel organizasyonda yanımızda olduğu için teşekkürlerimi sunuyorum.” dedi. Rektör Prof.Dr. Köse tarafından bir teşekkür plaketi takdim edilen Hasan Büyükkutlu ise yönetim kurulu,  tüm çalışanlar ve iftarda emeği geçenler adına organizasyonda yer almaktan duyduğu memnuniyeti paylaştı. İftar programı İslami İlimler Fakültesinden Öğretim Görevlisi Muhammed Hamza Afacan’nın yaptığı dua ile devam etti.        

  • İKÇÜ’DEN SEKTÖRE KALİBRASYON ÖLÇÜMÜ HİZMETİ

    İKÇÜ’DEN SEKTÖRE KALİBRASYON ÖLÇÜMÜ HİZMETİ İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi Biyomedikal Test, Kalibrasyon Uygulama ve Araştırma Merkezi bünyesinde yer alan Kalibrasyon Birimi faaliyetlerine başladı. Biyomedikal Mühendisliği bölüm öğrencilerinin uygulamalı eğitimlerine de katkı sunan merkezden sorumlu Mimarlık ve Mühendislik Fakültesi Biyomedikal Mühendisliği Bölüm Başkanı Prof.Dr. Aydın Akan, ölçüm çalışmalarıyla ilgili bilgi verdi. “Sektöre hizmete hazırız.”  Prof.Dr. Akan, hedeflerinin son teknolojiye sahip kalibrasyon cihazları ile önce kurum içinde, sonrasında İKÇÜ Tıp Fakültesi Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesi başta olmak üzere diğer sağlık kuruluşlarına hizmet etmek olduğunu söyledi. Kalkınma Ajansı projesi kapsamında tedarik edilen 27 adet tıbbi cihaz kalibrasyon ölçüm cihazının kullanılabilmesi için gerekli eğitimlerin tamamlandığını kaydeden Prof.Dr. Akan, ilk olarak İKÇÜ laboratuvarlarındaki 20 farklı cihaz türünün ölçümünün yapıldığın belirtti. “Öğrenciler için büyük şans.” Artık bir adım öteye giderek kurum dışına da hizmet vermek istediklerini aktaran Prof.Dr. Akan, biyomedikal bölümü öğrencilerinin de bu sürece aktif olarak katkı sunduğunu kaydetti. Prof.Dr.Akan,” Biyomedikal mühendisliği bölümlerinin hepsi bu kadar şanslı değil. Olanlar da bu sayıda çeşitliliğe sahip değiller Bu zenginlikte cihazlar özel sektör kuruluşlarında veya hastanelerin kendi biyomedikal birimlerinde var. Öğrencilerin sektöre biyomedikal mühendisi olarak çıkmadan önce uygulamalı eğitim görmesi çok önemli. Çünkü mühendislerden sektörde yapması beklenen işlerinden birisi de bu. Bir eğitim kurumu olarak bünyemizde bu birimin yer almasından çok mutluyuz. Biz hocalar olarak öğrencilerimizi iş hayatına en iyi şekilde hazırlamak için çalışıyoruz. Onların kendilerini geliştirerek mezun olması bizleri mutlu ediyor.” dedi.  “Biyomedikali tercih edenler artıyor.”  Hem sağlık alanında çalışmak isteyen aynı zamanda işin mühendislik tarafında eğitim görmek isteyen gençlerin giderek artan bir tercihle biyomedikal mühendisliği bölümünü seçtiğini vurgulayan Prof.Dr.Akan, bu mühendisliğin tercihlerde revaçta olduğunu belirtti. “Öğrencilerimiz yaptıkları işle aslında insan sağlığına katkıda bulunduğunu hissediyor.” diyen Prof.Dr.Akan, ”20 yıl öncesine kadar lisans seviyesinde eğitimi olmayan bir meslekti. Şimdi ise büyük bir ihtiyaç var. Sağlık alanında kullanılan en küçük bir sarf malzemesinden, yüksek teknolojili çok büyük tıbbi cihazlara, gerek geliştirilmesinden gerekse de sağlık kuruluşlarında uygun kullanılmasına, bakım onarımının yapılmasına kadar çok önemli bir çalışma yelpazesi var.” diye konuştu.    Kalibrasyon ölçümü yapılan cihazlar: İnfüzyon pompası Hassas terazi Tansiyon aleti pH ölçüm cihazı Sinyal jeneratörü Etüv Biyogüvenlik kabini (UV ölçümü) Infrared termometre Su banyosu Soğuk oda sıcaklık ve nem ölçümü İnkübatör Biyomedikal uygulamaları ölçüm seti (BIOPAC) Santrifüj Dijital potansiyometre (Elektriksel güvenlik testi) Otoklav Tek kanallı otomatik pipet Isıtmalı manyetik karıştırıcı

  • SOSYAL HİZMET BÖLÜMÜNDE PROJE SUNUMLARI HEYECANI

    SOSYAL HİZMET BÖLÜMÜNDE PROJE SUNUMLARI HEYECANI  İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi, Sağlık Bilimleri Fakültesi, Sosyal Hizmet Bölümü son sınıf öğrencilerinin ‘Sosyal Hizmet Uygulamaları Proje Sunumları’ düzenlenen etkinlikle sergilendi. Prof. Dr. Fuat Sezgin Konferans Salonunda yapılan etkinliğe, Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Turan Gökçe, Sağlık Bilimleri Fakültesi Dekan Yardımcısı Doç. Dr. Esra Akın Korhan, İzmir Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler İl Müdür Yardımcısı Nadir Maşalacı, Sosyal Hizmet Bölüm Başkanı Dr. Öğr. Üyesi Melike Tekindal’ın yanı sıra çok sayıda akademisyen ve öğrenci katıldı. “Çok şanslısınız” Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Turan Gökçe, öğrencilerin heyecanına ortak olmaktan duyduğu memnuniyeti paylaşırken; eğitimlerine katkı sunan tüm fakülte mensuplarına teşekkür etti. Prof. Dr. Gökçe, “Sürekli değişen ve gelişen bir üniversitede böylesine dinamik bir fakültede, böylesine donanımlı ve özveriyle çalışan bir akademik personele sahip olduğumuz için çok şanslısınız” dedi. “Halka hizmeti hakka hizmetle bir tutan anlayışa sahibiz” “İnsanın olduğu her yerde sosyal hizmete ihtiyaç var” diyen Prof. Dr. Gökçe, sosyal hizmet alanlarının ve uygulamalarının değişen şartlara ve beliren yeni ihtiyaçlara göre giderek yaygınlaşmasıyla istihdam kapasitesi artan bir geniş bir alan haline geldiğinin altını çizdi.  Prof. Dr. Gökçe, “İnsanı merkeze alan bir inanca, kültür ve medeniyete sahip bir milletin mensuplarıyız. ‘İnsanı yaşat ki, devlet yaşasın’ diyen bir anlayışın mirasçılarıyız. İnsana hizmeti, halka hizmeti hakka hizmetle bir tutan anlayışa sahibiz. Dünyada ve Türkiye’de sürekli gelişen sosyal hizmet uygulamaları, yaklaşım ve metotları ile birlikte, bize ait olan bütün bu değerlerin, tarihi tecrübenin çalışmalarımıza ivme kazandıracağını, hareket için ihtiyaç duyacağımız kuvvet kaynağı sağlayacağını unutmamalıyız.” şeklinde konuştu.  “Başka başka yüreklerde çiçekler açtırmanız dileğiyle…” Sağlık Bilimleri Fakültesi Dekan Yardımcısı Doç. Dr. Esra Akın Korhan ise bir sosyal hizmet uzmanının sadece bireye dokunmadığını tüm toplumu etkileyen süreçlere katkı sunduğunun altını çizdi. Doç.Dr.Korhan, “Bireyi geliştiren, dönüştüren, özgürleştiren, bireyin değişimindeki tüm süreçlerinde yanında olan, toplumla bütünleşmesine katkı sunan bir mesleğiniz var. Bu süreçleri yönetirken, sosyal adalet prensiplerinden hareketle, insan haklarını koruyarak etik ilkelerin ışığında bir yol haritasına sahip olmalısınız. Öğrencilik hayatınızın son dönemecine geldiniz. Mesleğe yürürken başka başka yüreklerde çiçekler açtırmanız, insanoğluna faydalı olmanız dileğiyle…” diye konuştu. Konuşmaların ardından Sosyal Hizmet Bölümü son sınıf öğrencileri tarafından projelendirilen ve Toplum Ruh Sağlığı Merkezi danışanlarınca sahnelenen “DAMGALA-MA” isimli tiyatro oyunu sergilendi. Tiyatro oyununun ardından fuaye alanında sergilenen öğrencilerin poster sunumları oldukça ilgi gördü.  

  • RTEÜ REKTÖRÜNDEN PROF.DR. KÖSE’YE ZİYARET

    RTEÜ REKTÖRÜNDEN PROF.DR. KÖSE’YE ZİYARET Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Hüseyin Karaman, Rektör Prof.Dr. Saffet Köse’yi makamında ziyaret etti. Karşılıklı fikir alışverişinde bulunan iki rektör, üniversiteler arasında ortak faaliyetlerin arttırılmasına yönelik oluşturulacak iş birliği konularını konuştu.

  • “100. Yılında İşgalden İstiklale İzmir"

    “100. Yılında İşgalden İstiklale İzmir" İzmir Valiliği himayesinde, İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi ile Ege Üniversitesi iş birliğinde Atatürk Kültür Merkezinde "100. Yılında İşgalden İstiklale İzmir" paneli gerçekleştirildi. Panelin ardından Atatürk Kültür Merkezi Sergi Salonunda işgal ve Milli Mücadele yıllarına ait İzmir fotoğrafları ve gazete örneklerinin bulunduğu bir sergi açıldı. Etkinlikler kapsamında ayrıca İzmir Devlet Türk Dünyası Dans ve Müzik Topluluğu tarafından tematik bir konser verildi. İKÇÜ Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Turan Gökçe, Ege Üniversitesi Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Dr. Hasan Mert, Manisa Celal Bayar Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Necdet Bilgi ve İKÇÜ Sosyal ve Beşeri Bilimler Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü Dr. Öğr. Üyesi Ünal Şenel'in konuşmacı olarak katıldığı panelde, İzmir'in işgal ve milli mücadele yılları anlatıldı. “100. yıl dönümleri tarihi dönemeçleri daha iyi anlamamıza vesile oluyor” Panelin açış konuşmasını yapan İKÇÜ Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Turan Gökçe, “son yıllarda bugünümüzü belirlediği gibi yarınımızın da istikametini tayin eden önemli tarihi olayların 100. yıl dönümlerini idrak ettiğimizi” belirterek, bunun 100 yıllık tecrübeyle birlikte olup bitenleri muhasebe ve muhakeme ederek daha iyi anlamamıza ve anlamlandırmamıza vesile olduğunu kaydetti. “Atatürk’ün başarısında parlak zekâ ve büyük dehası kadar derin tarih bilgisi ve bilinci de etkili idi” Her ne kadar geçmişle ilgili olsa da tarihin bir gelecek idraki olduğunun altını çizen Gökçe, tarihte bunu en iyi kavrayanlardan birinin Gazi Mustafa Kemal Atatürk olduğunu ifade etti. Onun başarısında, sahip olduğu parlak zekâ ve büyük dehası kadar, derin tarih bilgisine dayalı kuvvetli tarih şuurunun etkili olduğunu belirten Gökçe, O’nun İzmir’in işgalinin ertesi günü Bandırma vapuruyla İstanbul’dan ayrıldıktan sonra, 19 Mayıs 1919’da Samsun’a çıkarak başlatmış olduğu Milli Mücadele’nin tarihimizin önemli dönüm noktalarından biri olduğunu belirtti. “İzmir Türkiye, Türkiye İzmir demekti” İzmir’in işgalinin sadece yerinde değil, Türkiye’nin her yerinde infiale yol açtığını, protesto mitingleri yapılarak, yüzlerce telgraf çekildiğini ifade eden Gökçe, ‘milletin istiklalini yine milletin azim ve kararı kurtaracaktır’ inancıyla ortaya konulan Milli Mücadele’nin bu ruhla can bulduğuna dikkat çekti. Gökçe ayrıca, işgal ve istiklal mücadelesi yıllarında Türkiye’nin kalbinin İzmir için çarptığını ifade ederek, sözlerini ‘İzmir Türkiye, Türkiye İzmir demekti.’ cümlesiyle bitirdi.    “İzmir bir ders kitabı gibi, aç aç oku.” Ege Üniversitesi Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Dr. Hasan Mert, 15 Mayıs’ı kara gün olarak niteledi. Prof. Dr. Mert, tarihte İzmir’in, Anadolu’nun kraliçesi, Küçük Paris gibi övgü dolu tanımlarla aktarıldığı tüm medeniyetler tarafından gözde bir şehir olarak görüldüğünü vurguladı. “O karanlık günün sabahı neredeyse 3 buçuk yıl sürdü.” “M.Ö 6000’den beri insanların seçtiği bir yerleşim yeri. Çakabey’den bu yana nerdeyse yirminci yüzyıl başlarında işgal hadisesine kadar 900 yıllık kesintisiz bir Türk hâkimiyetini görüyoruz.” diyen Prof. Dr. Mert, İzmir’in gözde bir şehir olmasının hedef olarak görülmesine sebebiyet veren özelliklerini aktardı. “İzmir bir ders kitabı gibi, aç aç oku. Herkese bir hisse var.” diyen Mert, ‘Zito Venizelos’ "Yaşasın Venizelos" demediği için İzmir’in işgali sırasında Yunan askerlerince süngülenip işkenceyle şehit edilen Süleyman Fethi Bey’in kahramanlık hikâyesini anlattı: “O, üzerindeki üniformanın şerefini düşündü. O, mensup olduğu milletin onurunu düşündü. Cenazesi Emir Sultan Kabristanlığına kaldırılırken binlerce İzmirli arkasında yürüdü. İlk gün 400 kişi, 2 günde 2 bin kişi öldürülmüştü İzmir’de. Ama binlerce kişi Süleyman Fethi’nin arkasından yürüyordu. ‘Boyun Eğmeyeceğiz İşgale, Biz Türk’üz, Özgürlüğümüze hürriyetimize sahip çıkacağız,  İzmir bizimdir, İzmir Türk kalacaktır diye... Ama o karanlık günün sabahı neredeyse 3 buçuk yıl sürdü.” dedi. “Tarihten ders çıkarmıyoruz.” Manisa Celal Bayar Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Necdet Bilgi de konuşmasında, 15 Mayıs’ı 19 Mayıs’a bağlayan günlerde yaşanan tarihsel olayları aktardı. Tarihten ders almanın önemine işaret eden Doç. Dr. Bilgi, “Yaşadığımız sıkıntılar, tarihten ders almadığımızı gösteriyor. Oysaki tarihi ders almak için öğrenmiyor muyuz, araştırmıyor muyuz? Tarihte yaşanılan olumsuzlukları bir daha yaşamamak için tarihinizi bilmek yeterlidir.” diye konuştu. İzmir’in işgali şiirlere yansıdı… Sosyal ve Beşeri Bilimler Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü Dr. Öğr. Üyesi Ünal Şenel ise Türkiye’nin her yerinde çıkan gazetelerde, dergilerde İzmir’le ilgili çok sayıda şiir yazıldığını aktardı. “Şiirler İzmir’den başlıyor, Balıkesir, Kastamonu, Konya, Sivas, Diyarbakır’dan hatta Türkiye dışından çok sayıda şiir yazıldığını görüyoruz.” diyen Şenel, işgalden sonra çıkan şiirlerden örnek vererek, “İzmir’in işgaliyle çekilen acılar, İstanbul’un içinde bulunduğu çaresizlik ortaya konulmuştur” şeklinde konuştu. “İzmir’de 100. yıl hatırasına Milli Mücadele müzesi kurulmalıdır” Panelin sonunda genel bir değerlendirme yapan Prof. Dr. Turan Gökçe, 100. yıl vesilesiyle 9 Eylül’ün 100. yıl dönümüne yetiştirilmek üzere, mümkün ise Kültürpark’da, değil ise şehrin uygun bir yerinde “İzmir Milli Mücadele Müzesi” kurulmasının önemli bir boşluğu dolduracağını ifade etti. Gökçe ayrıca, işgal üzerine İzmir’de istiklal fitilini ateşleyen sembol isimlerden biri olan Şehit Süleyman Fethi Bey’e olan vefa borcunun edası için şehrin uygun bir yerinde anıt dikilmesi, Agora’da bulunan orijinal mezar taşlarının da Emir Sultan Haziresi’ndeki yerine nakledilmesi gerektiğini belirtti. İşgalden İstklâle İzmir Sergisi ‘100. Yılında İşgalden İstiklale İzmir’ etkinlikleri çerçevesinde ziyaretçilerin ilgiyle gezdikleri zengin bir sergi açıldı. Serginin açılışında konuşan İKÇÜ Tarih Bölüm Başkanı Prof. Dr. Cahit Telci, “100 yıl sonra bu sergide dönemin basınında İzmir’in işgalinin nasıl yankılandığını görmek/göstermek istedik. 100 civarında görseli paylaştığımız bu sergide işgal altındaki yerel basında sansür uygulandığı için İstanbul basınından örneklerle, işgalin kamuoyunda nasıl algılandığı sorusuna cevap bulmaya çalıştık. Bununla beraber 9 Eylül 1922 tarihi etrafındaki günlerde Ordularımızın İzmir’e girişinin akislerini, sevinç ve neşesini göstermeye çalıştık. Bu sergi için daha önce yapılmış olan sergilerde pek kullanılmayan ve işgal hâdiseleri için hazırlanmış olan kitap ve rapor gibi kaynaklara da yer verdik. Özellikle 9 Eylül’ün akabinde işgal döneminde yaşananlar ile ilgili şâhitliklerin yer aldığı kaynaklardan görseller kullanmaya çalıştık. 1921 senesi ve sonrasında Eskişehir taraflarında başlayan Yunanlıları püskürtme ve Batı Anadolu’yu İzmir’e doğru adım adım işgalden temizleme süreci hatıra kartlara da yansımıştır. Bu sebeple Eskişehir, Kütahya, Afyonkarahisar, Uşak ve en nihayetinde Güzel İzmir’in işgalden kurtarılması için hazırlanan hatıra kartlara da yer verdik.” dedi. Emeği geçenlere teşekkür… Prof. Dr. Telci, sergilenen eserlerin toplanmasında emeği geçen kuruluşlara da teşekkür etti: “Yirmi yaşında iken İşgal ve müteakip hadiselerin İzmir’deki şahidi olan Ressam Vittorio Pissani’nin şahitliklerini çok canlı bir şekilde resmettiği tabloları şüphesiz son derecede önemlidir. Orijinalleri İstanbul Büyükşehir Belediyesi Atatürk Müzesi (Şişli)’nde bulunmakta olan Suluboya resimlerin yüksek çözünürlüklü kopyalarını sağladıkları için kendilerine teşekkür borçluyuz. Yine sergide yer alan bir grup görsel de Devlet Arşivleri Başkanlığı’nın sağladığı ‘Osmanlı Arşiv Belgelerinde İzmir’ konulu malzemeden oluşmaktadır. Bu katkıları sebebiyle kendilerine teşekkür ediyoruz. Yine kullandığımız malzemenin diğer parçaları İstanbul Belediye Kütüphanesi, Hakkı Tarik Us Kütüphanesi, SALT Araştırma gibi kurumların dijital platformlarından sağlanmıştır. İzmir’in önemli kültür kurumlarından olan APİKAM (Ahmet Priştina Kent Arşivi ve Müzesi)’ne de katkılarından dolayı teşekkür ederiz.” “100. Yılında İşgalden İstiklale İzmir Konseri” Atatürk Kültür Merkezi’nde gün boyu devam eden 100 yıl etkinlikleri,  İzmir Devlet Türk Dünyası Dans ve Müzik Topluluğu tarafından verilen, işgalin acı ve gözyaşı ile milli Mücadele zaferinin coşkusunu birlikte yaşatan muhteşem konser ile son buldu.      

  • REKTÖR KÖSE İKÇÜ’LÜ GENÇLERLE İFTAR AÇTI

    REKTÖR KÖSE İKÇÜ’LÜ GENÇLERLE İFTAR AÇTI İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Saffet Köse, İKÇÜ-ENSO Topluluğunca organize edilen ve Çiğli Belediyesi, Uluslararası Öğrenci Topluluğu’nun katkı sağladığı iftar yemeğinde öğrencilerle iftar açtı. Mühendislik öğrencilerinin ev sahipliğinde, Topluluk Başkanı Doruk Can Mutlu’nun açış konuşmasıyla başlayan programa; Çiğli Belediyesi Başkan Yardımcısı Tülin Koç, Rektör Yardımcıları Prof. Dr. Turan Gökçe, Prof. Dr. Adnan Kaya, Prof. Dr. Dr.İrfan Karadede, İKÇÜ Mühendislik ve Mimarlık Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Aydoğan Savran, Genel Sekreter Nurettin Memur, Mimar ve Mühendisler Grubu İzmir Şubesi Yönetim Kurulu Üyesi Serdar Anlaş, akademisyenler ile öğrenciler katıldı. “Oruç açların hatırlanmasıdır.” Gençlerle bir arada olmaktan duyduğu memnuniyeti paylaşan Rektör Prof. Dr. Köse, oruç ibadetiyle ilgili kısa bir konuşma yaptı. Prof. Dr. Köse, “Hz. Yusuf aleyhisselam’a sormuşlar, -Farz olan oruçlar dışında da niye çok oruç tutuyorsun? O’da demiş ki; Ben hazinelerden sorumlu bakanım. Bana aç insanlar geliyor. Eğer oruç tutmazsam onları nasıl anlayayım? Buna göre gün boyu aç kalıp açlığı hisseden insanların açları da anlaması ve onların yardımına koşması gerekir ki orucun amaçlarından biri gerçekleşsin.” dedi. Türkiye'nin insani yardımlar konusunda tarihinden ve kültüründen kaynaklanan güçlü bir geleneğe sahip olduğunu ifade eden Rektör Prof. Dr. Köse, özellikle son yıllarda ülkemizin bütün dünyaya bu konuda örnek tutumlar sergilediğine ettiğine işaret etti. “Gurur duyuyorum.” “Ülkemizde Suriyelilere kardeşlik ruhu içinde ensar olan bir ülkeyiz. Adını bile bilmediğimiz ülkelere, Afrika’nın en ücra köşelerine kadar yardımlar ulaştırıyoruz. Ramazan Ayı buna daha da çok katkıda bulunuyor” diyen Prof.Dr.Köse, “O yüzden bu milletin mensubu olmaktan gurur duyuyorum. Örneğin Almanya’da bir vakıf aşevi kuruyor. Aşevinden sadece Almanları faydalanıyor…İşte bu paylaşım duygusu başka bir şey, bize özgü bir özellik.” diye konuştu. “Oruç Bütün Dinlerde Var” Prof.Dr.Köse, “Ramazan boyunca oruç tutuyoruz. Ama oruç Hz. Âdem ve Hz. Havva’dan beri var. Sebebi, Cenab-ı Allah insan bedenini yılda bir ay oruç tutacak şekilde programlamış. Dolayısıyla birçok manevi etkisi yanında sağlık olarak bedene de muhteşem faydaları olan bir ibadet” dedikten sonra “Biz orucu sağlık için tutmuyoruz ama Allah’ın emirleri kullarına eziyet için değil menfaatine olduğu için meşru kılınmıştır işte biz de bunu bilip onun ne olduğunu araştırıyoruz. Hz. Peygamber de “oruç tutun sağlık bulun” buyurunca hekimlerimizin ifadelerinden hareketle diyoruz ki; oruç gerçekten sağlık için harika bir süreç” diye ekledi. İftarda gençlerle sohbet eden Prof.Dr. Köse, topluluğun eğitim programlarını başarıyla tamamlayanların sertifikalarını da takdim etti.  

  • “Ramazan ayının manevi atmosferi suç oranlarını da düşürüyor.”

    “Ramazan ayının manevi atmosferi suç oranlarını da düşürüyor.”  Ramazan Ayı’nın manevi hayatımıza etkileriyle ilgili açıklama yapan İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Saffet Köse, teslimiyetle tutulan orucun, insanı günahlardan alıkoyduğunu ve arınma sağladığını ifade etti. Emniyet istatistiklerine bakıldığında, Ramazan Ayı’nda suç oranlarının düştüğüne işaret eden Prof. Dr. Köse, “Ramazan ayının manevi atmosferi, insanların ahlaki ve nefsi anlamda kendilerini disipline etmelerini sağlıyor, günahlardan uzak tutuyor” diye konuştu.  “Açlar hatırlanmazsa orucun bir tarafı eksik kalır.” Ramazan Ayı’nda infak etmenin önemine değinen ve orucun yoksul insanları düşünmemizi gerektiren farz bir ibadet olduğunu belirten İKÇÜ Rektörü Prof. Dr. Köse, açlığın ve temiz içme suyunun hala dünyanın ciddi sorunlarının başında geldiğini söyledi. Prof. Dr. Köse, “Günümüz dünyasında temiz içme suyundan mahrum çok sayıda insan var.  Her gün açlıktan ölen insanlar var. Özellikle Ramazan ayında tuttuğumuz oruç bize aç ve susuzları hatırlatmalıdır. Bir tarafta aç ve susuzlar diğer tarafta obezitenin ciddi bir sorun olduğu, israf ve savurganlığın, estetik kaygılarla yapılan masrafların kat be kat arttığı dünya var. Bu çelişkilerin yaşandığı dünyanın oruç vesilesiyle gözden geçirilmesi gerektiğine dikkat çekti ve şöyle devam etti: “Oruç, tüm insanlığı düşünmemizi gerektiren bir ibadettir. Açların ve susuzların hatırlanmadığı orucun bir tarafı eksik kalıyor demektir. Hz. Yusuf’a (a.s.) sormuşlar: Farz olan oruçlar dışında niçin çok oruç tutuyorsun denildiğinde cevabı şu olmuş: ‘Ben hazinelerden sorumlu bakanım. Bana açlar ve ihtiyaç sahipleri geliyor. Oruçla açlığı yaşıyorum ki onları daha iyi anlayabileyim ve ona göre davranayım.’ Dolayısıyla bu mübarek Ramazan Ayı’nda açları gözetmek, onların yardımına koşmak, onlara iftar yaptırmak, infak etmemize aracı olan yardım kuruluşlarının yanında yer almak, orucun bir tezahürü olarak oralara da yardım götürebilmek önemlidir.” dedi.  “Ramazan’da suç oranları düşüyor” Hz. Peygamber’in orucun günahlara kalkan olduğunu belirttiği hadisini hatırlatan Prof. Dr. Köse, orucun nefsi temizleyen, nefsin gayrı meşru taleplerini engelleyen ve onu helale yönlendiren bir gücünün bulunduğunu aktardı. Prof. Dr. Köse, “Hz. Peygamber, ‘Ramazan ayı girdiği zaman cennetin kapıları açılır, cehennemin kapıları kapanır ve şeytanlar da zincire vurulur.’ buyurur ki şeytanın gemlenmesi orucun günaha ve kötülüğe engel özelliğidir. Nitekim diğer bir hadisinde Hz. Peygamber, “Oruç, kalkanın sizi düşmandan koruduğu gibi cehenneme düşmekten koruyan bir kalkandır” buyurmaktadır. Bundan da anlaşılacağı üzere Şeytanın oruçlulara etkisinin sınırlı olması, teslimiyetle tutulan orucun insanı günahlardan alıkoymasıdır. Emniyet istatistiklerine bakıldığında da, Ramazan Ayı’nda suç oranlarının büyük ölçüde düştüğü görülmektedir. Bu da hadiste geçtiği üzere Ramazan ayının manevi atmosferinin insanların ahlaki ve nefsi anlamda kendilerini disipline ettiklerinin, ruhi arınma yaşadılarının göstergesidir.” diye konuştu.  Ramazan’dan sonrası da önemli… Hz. Peygamber’in: ‘Nice oruç tutanlar vardır ki onun yanına kalan açlıktır’ hadisini hatırlattıktan sonra ibadetlerin insanda olumlu manada davranış değişikliği meydana getirmesi gerektiğine dikkat çeken Rektör Prof. Dr. Köse, “Peygamberimiz, ‘Allah’ın, sizin aç kalmanıza ihtiyacı yoktur’ der. Bu ayda kötü alışkanlıklardan uzak durup, oruç biter bitmez eski kötü alışkanlıklara, namaz kılıp ya da hac ibadeti yapıp arkasından haram işlere dönülürse ibadetler şekilden ibaret kalır ve hem Hak hem de halk nezdinde anlamsızlaşır, değerini kaybeder, oruç sadece perhiz, hac da sadece seyahatten ibaret kalır, kurban sadece et, namaz da spor olur. Demek istiyorum ki Allah’ın bizim ibadetlerimize ihtiyacı yoktur, bizim ona ihtiyacımız vardır, bu da ibadetin şekline olduğu kadar ruhuna da önem vermekle gerçekleşir, oruç bağlamında söylemek gerekirse bir ay tutulan oruç öyle bir eğitim vermelidir ki bir yıl günahlara karşı tutulan bir oruç ile her ay ramazan olarak yaşanmalıdır.” şeklinde konuştu.  “Kuran- Kerim’i doğru anlayınız.”  Kur’an-ı Kerim’in bu ayda indirildiğini, Kadir Gecesinin bu ayda olduğunu hatırlatan Prof. Dr. Saffet Köse,  Ramazan’da Kur’an okumanın önemine işaret etti. Prof. Dr. Köse, “Rasûlullah, bu ayda kendisine gelen bütün ayetleri Hz. Cebrail’e okumaktaydı. Biz buna arza diyoruz. Hatta son Ramazan’da kendisine gelen bütün ayetleri, Kur’an-ı Kerim’in tamamını iki defa okumuştur. O yüzden Ramazan’da Kur’an-ı Kerim okumak, Peygamberimizin bu sünnetini de ihya etmek anlamına gelir. Hatim yapmak, Kur’an-ı anlayarak okumak, anlamaya çalışmak Ramazan Ayı’nın bize getirdiklerinden birisidir.” diye konuştu.

  • ECZACILIK FAKÜLTESİNDE İLK BEYAZ ÖNLÜK HEYECANI

    ECZACILIK FAKÜLTESİNDE İLK BEYAZ ÖNLÜK HEYECANI İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi Eczacılık Fakültesi’nde ilk beyaz önlük giyme heyecanı yaşandı. İKÇÜ Eczacılık Fakültesinde birinci sınıfa devam eden 80 öğrenci, önlüklerini giyerek mesleklerinin ilk heyecanını aileleriyle paylaştı. Dekan Prof. Dr. Mutlu Aytemir’in ev sahipliğinde ‘Eczacılık Günü Etkinlikleriyle birlikte düzenlenen törene,  İzmir Down Sendromu Derneği Dans Grubu’nun gösterisi de renk kattı. Törende konuşan Rektör Prof. Dr. Saffet Köse, Eczacılık Fakültesinin ilk öğrencilerinin bu özel gününü tebrik etti. “Bilimsel çalışmaların tamamı ibadet karakteri arz eder.” İKÇÜ’nün Tıp, Diş Hekimliği, Sağlık Bilimleri, Eczacılık Fakülteleri ve Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksek Okulu ile sağlık bilimlerinde güçlü bir üniversite olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Köse, “Bu yıl öğretim faaliyetine başlayan eczacılık fakültemiz ile daha da güçlendik, bundan çok mutluyum. Öğrencilerimiz, İKÇÜ’den mezun olduklarında sadece ülkemize değil, bulundukları her yerde, tüm dünyaya, tüm insanlığa faydalı işler yapacaklar bilimsel faaliyetlere katkı sağlayacaklar, insanlığın hizmetinde olacaklardır. Öğrencilerimizin bilmesini isterim ki ilim Allah’ın sıfatıdır, O’nun kainatta koyduğu sebep-sonuç ilişkilerini keşfe çalışmak, bu kanunları bulmak için bilimsel faaliyetlerde bulunmak da ibadet karakteri arz eder. O açıdan yaptığınız işin değerini bilmelisiniz. Bunu düşünerek çalışmak sizler için iyi bir motivasyon olacaktır diye düşünüyorum.” diye konuştu.  “5 yıl boyunca kaliteli bir eğitim alacaksınız.” İlk öğrencilerine seslenen Dekan Prof. Dr. Aytemir ise akademisyenler onların bu özel gününü paylaşmaktan duydukları mutluluğu paylaştı. Konuşmasında eczacılık mesleğinin önemine değinen Prof. Dr. Aytemir, insanlığın hastalıklarla verdiği mücadelede, tedavi sürecinin en önemli paydaşlardan biri olarak varlığını sürdüren eczacılığın vazgeçilmezliğine işaret etti.  Prof. Dr. Aytemir, “Genç, dinamik ve donanımlı eczacı öğretim üyesi kadromuz ile onurlu mesleğimiz için 5 yıl boyunca kaliteli bir eğitimle Türkiye’nin gerçekten ihtiyacı olan, çağın gereksinimlerine uygun, ilaç üretiminden hastaya ulaştırılmasına kadar her safhada sorumluluk alacak donanımlı eczacılar yetiştirmeyi hedeflemekteyiz.” dedi. “Halkın sağlık konusunda ilk başvurduğu yer eczaneler.” İlaç Endüstrisi İşverenler Sendikası (İEİS) Kamu ve Akademik İlişkiler Danışmanı Uzm. Ecz. M.Vedat Eğilmez, Avrupa Birliği ülkelerinde,  Türkiye’nin de dahil olduğu 33 ülkede yapılan bir araştırma raporunun verilerini aktardı. Eğilmez, “Rapora göre bizim de dahil olduğumuz Avrupa’daki  33 ülkede yaklaşık 160 bin eczane var. Halkla yapılan ankette, biz eczaneye 30 dakikadan daha az bir sürede erişiyoruz diyorlar. Bu da halkın sağlık konusunda ilk başvurduğu yerin eczaneler olduğunu gösteriyor. Tabii son temas ettiği yer de eczanelerdir. Bu arada hekime gidiyor, tedavisi yapılıyor, sonunda yine eczaneye gidiyor. Dolayısıyla eczacının tedavinin hem başını hem de sonunu görme gibi bir avantajı oluyor. Bu da meslekte çok önemli bir tecrübe kazandırıyor. Eczaneler birinci basamak sağlık hizmetlerinde son derece önemli bir yere sahiptir.” dedi. “32 bin kişilik büyük bir aileyiz.” İzmir Eczacı Odası Yönetim Kurulu Başkanı Ecz. Tuncay Sayılkan da sağlık camiasının büyük bir camia olduğunu bu camiada eczacıların önemli bir yere sahip olduğunu vurguladı. Sayılkan, “Bu camiada kamusu, özel sektörü, hastanesi, akademisi, ilaç endüstrisini kapsayan 32 bini aşkın sayıda büyük bir aileyiz. Sizler de bu aileye hoş geldiniz. Biz meslek odası olarak her zaman yanınızdayız.” diye konuştu. Genç eczacılık adaylarına başarılar dileyen Ege Üniversitesi Eczacılık Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Ayfer Yalçın ise insana dokunan bir mesleğe sahip olacaklarını söyledi. Prof. Dr. Yalçın, genç eczacıların mesleğe nitelikli katkılar sunacağından emin olduğunu ifade etti. Protokol konuşmalarından sonra Prof. Dr. Erdal Bedir tarafından verilen ‘’Bitkisel İlaç Aktif Maddelerin Üretimi’’ başlıklı konferansını ilgiyle takip etti. Prof. Dr. Saffet Köse tarafından plaketler takdim edildi. İzmir Down Sendromu Derneği Dans Grubu gösterisinin  ardından törene katılan protokol öğrencilere mesleğe geçişin simgesi beyaz önlüklerini giydirdi.  

  • Turizm Fakültesi üçüncü mezunlarını verdi

    Turizm Fakültesi üçüncü mezunlarını verdi İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi Turizm Fakültesi’nde mezuniyet heyecanı yaşandı. 46 genç turizmci kep atarak, meslek hayatlarına başlangıç yaptı. Turizm Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Atilla Akbaba’nın ev sahipliğinde düzenlenen törende gençlerin heyecanına; Rektör Prof.Dr. Saffet Köse, Rektör Yardımcıları Prof.Dr. Turan Gökçe, Prof.Dr.Dr. İrfan Karadede, Dekanlar, öğretim üyeleri ile aileleri ortak oldu. Öğrenciler adına konuşan fakülte temsilcisi Tuğçe Akış, İKÇÜ ailesinin birer ferdi olmaktan büyük mutluluk duyduklarını söyledi. Akış, “İyi ki İKÇÜ Turizm Fakültesinden mezun oluyoruz. Hepinizin pozitif enerjisi, bilgi birikimi, yetenekleri; güzel ülkemizin geleceğidir. Önümüzde güzel bir yolculuk başlıyor, dileğim herkesin başarıyla, azimle hayallerine kavuşmasıdır.” diye konuştu. “İlk sıradayız.” İzmir’in en genç turizm fakültesi olmasına rağmen, ÖSYM tarafından yapılan Merkezi Yerleştirme Sınavları sonuçlarına göre Türkiye’deki devlet üniversiteleri arasında tüm bölümlerde ilk sıralarda tercih edildiklerini belirten Turizm Fakültesi Dekanı Prof.Dr. Atilla Akbaba da kayıt doluluk oranlarının yüzde yüz olarak gerçekleştiğini söyledi. Gastronomi ve Mutfak Sanatları Bölümünden ilk mezunları vermenin de heyecanını yaşadıklarını kaydeden Dekan Prof.Dr. Akbaba,” Mezunlarımız bundan sonra da İKÇÜ Turizm Fakültesi ailesinin bir bireyi olmaya, nitelikleri ve başarıları ile bizleri gururlandırmaya devam edeceklerdir. Mezun Bilgi Sistemimiz yardımıyla da sürekli iletişim içerisinde olacağız. Mezunlarımız kendilerinden sonra gelecek mezunlarımıza yol açacaklar, örnek teşkil edeceklerdir.  Biz fakülte olarak şimdiye kadar olduğu gibi bundan sonra da her zaman sizin yanınızda olacağız.” dedi “Nitelikli insan gücü hedefine katkı sunuyoruz.” Bu özel günü paylaşmaktan duyduğu memnuniyeti ifade eden Rektör Prof. Dr. Saffet Köse, emeği geçen hocaları ve aileleri tebrik etti. Türkiye’nin muhteşem bir kültüre sahip olduğunu vurgulayan Rektör Prof.Dr. Köse, “Tarihiyle, doğasıyla, insanıyla, dünyanın ilgisini çekebilecek ne varsa onların hepsine sahip olan ender ülkelerden birine mensubuz. 2023 vizyonunda 50 milyon ziyaretçi ve 50 milyar dolar gelir hedeflenmektedir. Bunun potansiyeli var mı? Elbette ki var. Ama bunu sağlamanın şartlarından biri nitelikli insan gücüdür. İşte fakültemiz bu hedefe nitelikli insan gücünü sundu, bu hizmetine de devam edecek. Mezunlarımız bu hedefe en iyi şekilde karşılık verecektir. ” diye konuştu. “Kendi kültürüne, benliğine sahip çıkanlar kazanır.” Dünyada çok güçlü bir rekabet ortamının olduğuna dikkat çeken Rektör Prof.Dr. Köse, bu ortamda yerel kültürüne sahip çıkanların kazanacağını kaydetti. İnsanların dikkatini çeken farklılıklardır diyen Prof. Dr. Köse, “Yerel değerleri örseleyen, ortadan kaldıran farklı bir kültürel ortamda yaşıyoruz. Çok zengin tarihi ve kültürel mirasa sahibiz, ama küreselleşme olgusu kültürel değerleri, hayat tarzlarını hızla tek tipleştiriyor, işte bu süreçte orijinalliğinizi muhafaza edebilirsek insanların dikkatini çekebiliriz. Küreselleşmenin yaşandığı dünyada kendi kültürüne, benliğine sahip çıkanlar kazanır.” şeklinde konuştu. Törende, Rekreasyon Yönetimi Bölümü öğretim üyesi Doç. Dr. Serkan Çelik’in yönetiminde hazırlanan müzik dinletisi beğeniyle takip edildi. Diploma töreninin ardından Turizm İşletmeciliği Bölümü, Seyahat İşletmeciliği ve Turizm Rehberliği Bölümü ile ilk mezunlarını veren Gastronomi ve Mutfak Sanatları Bölümü öğrencileri mezuniyetlerini kep atarak kutladı.  

  • TARİHİ EMİR SULTAN KÜLLİYESİ’NDE “ŞEHİTLERİ ANMA PROGRAMI”

    100. YILINDA İŞGALDEN İSTİKLÂLE İZMİR ETKİNLİKLERİ BAŞLADI TARİHİ EMİR SULTAN KÜLLİYESİ’NDE “ŞEHİTLERİ ANMA PROGRAMI” İzmir Valisi Sayın Erol Ayyıldız Beyefendi’nin himayelerinde, İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi ile Ege Üniversitesi’nin iş birliğinde düzenlenen “100. Yılında İşgalden İstiklâle İzmir” konulu etkinlikler “Şehitleri Anma Programı” ile başladı. Tarihi Emir Sultan Külliyesi’nde İzmir protokolü, üniversiteler ve sivil toplum örgütlerinden yoğun katılımla gerçekleştirilen iftarın ardından İzmir İl Müftülüğü’nce icra edilen Mevlit programı ile şehitlerimizin ruhu için dualar edildi.    İftar programına, İzmir Vali Yardımcısı Ahmet Ali Barış'ın yanı sıra İzmir Cumhuriyet Başsavcı Vekili Muvaffak Meşe, Çiğli Kaymakamı Kaya Çıtak, İzmir İl Kültür ve Turizm Müdürü Murat Karaçanta, Çiğli İlçe Milli Eğitim Müdürü Mesut Uğurlu, çok sayıda protokol üyesi, STK temsilcisi ile vatandaş katıldı. Programda konuşan İKÇÜ Rektör Vekili Prof.Dr. Turan Gökçe, İzmir’in 14. yüzyılın ilk yarısında gerçekleşen fetih sürecine olduğu kadar, işgal ve Milli Mücadele yıllarına da şahitlik eden hafıza mekânlarından biri olan Emir Sultan’ın tercihinde; İzmir’in istiklâl mücadelesinin sembol isimlerinden biri olan Miralay Süleyman Fethi Bey’in şehadetinden sonra defnedilmiş olduğu yer olmasının belirleyici olduğunu ifade etti. 100 yıl önce 15 Mayıs’da İzmir’in işgalinin, 19 Mayıs’ta Samsun’a çıkan Gazi Mustafa Kemal Paşa tarafından başlatılan İstiklâl Mücadelesinin en önemli gerekçesi, 9 Eylül 1922’de kurtuluşunun da hedefi olduğunu belirten  Prof.Dr.Gökçe, bu sebeple 100. Yıl etkinliklerinin başlığını “İşgalden İstiklâle İzmir” şeklinde belirlediklerinin altını çizdi.     Etkinliklerin 18 Mayıs Cumartesi günü Atatürk Kültür Merkezi’nde gerçekleştirilecek olan Panel, Sergi ve Konser programlarıyla devam edeceğini ifade eden Prof.Dr. Gökçe, konuşmasını şöyle tamamladı;   “Sözlerime son verirken, Güzel İzmir’i bizlere kazandıranların öncüsü olan Çaka Bey’i; Türk hâkimiyetini daimi hale getiren Aydınoğlu Mehmet Bey’i ve Gazi Umur Bey’i; iki İzmir’i birleştiren Emir Timur’u; Şehit Miralay Süleyman Fethi Bey ve Hasan Tahsin’in şahsında Yunan işgaline karşı direnen ve Milli Mücadelenin fitilini ateşleyen kahramanları; işgalden sonra verdiği İstiklâl Mücadelesi ile esaretten kurtuluşun ve kuruluşun sembolü müstesna bir şehir konumuna getiren Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü ve ebediyete intikal etmiş olan bütün şehit ve gazilerimizi sonsuz saygı, rahmet ve minnetle yâd ediyorum.”  


Toplam 145