Kişi , Haber, Etkinlik, Sayfa, Duyuru, Başarılar, Menüler içerisinde arama yapabilirsiniz.

Tüm HABERLER

  • İzmir Katip Çelebi Üniversitesi Tiyatro Topluluğu “Albay Kuş” ile sahnedeydi.

    Hristo Boytchevin yazdığı oyunda ,Balkanlar’da, eski bir manastırdan bozma akıl hastanesi.. Kendisi de uyuşturucu bağımlısı olan ve morfine yakın olabilmek için doktor olmuş bir genç adam.. Doktoru olmayan akıl hastanesinde yalnız ve zararsız 6 hasta..Hastaların donmamak için aynı odada kalmak zorunda olduğu; yiyecek, giyecek ve hatta ilaç imkanının bile neredeyse hiç olmadığı bir hastane. Tam umudun bittiği anda, gökten düşen bir sandık ile devam eden serüveni anlattı. Merkezi Konferans Salonunda gerçekleşen gösteriye Rektör Yrd. Prof. Dr. Turan Gökçe, Genel Sekreter Nurettin Memur, Sağlık Kültür ve Spor Daire Başkanı Serhat Dikmen, Kültür Şube Müdürü Fatih Can, Beslenme Şube Müdürü Yahya Gülle, akademisyenler, idari personeller ve birçok öğrenci katılım sağladı.

  • ORTAK İŞGEM PROJESİ İLE DÖNÜŞÜME İLK ADIM

    İZTO İLE GÜÇLER BİRLEŞTİ İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi ve İzmir Ticaret Odası (İZTO) Sanayide Dijital Dönüşüm Endüstri 4.0 başlığı adına önemli bir adım attı. Rektör Prof.Dr. Saffet Köse ile Rektör Yardımcıları Prof.Dr. Adnan Kaya ve Prof.Dr. Turan Gökçe’nin de hazır bulunduğu toplantıda, Ortak İŞGEM projesi, sanayi-üniversite iş birliğinin ortak projelerde yer alması adına iki kurum arasında ilk adım atıldı. İZTO Meclis Üyeleri Şevket Akçay, Mehmet Sahver Ekmekçioğlu, Ferzan Yalkut ile 39.Bilgisayar Donanım Komitesi, 79. Bilgisayar Yazılım Komitesi üyelerinin katılımıyla gerçekleştirilen toplantıyı koordine eden Rektör Yardımcısı Prof.Dr. Adnan Kaya, heyetlerin ikinci kez bir araya geldiği buluşmanın önemine değindi. Toplantının başında konuşan Rektör Prof. Dr. Saffet Köse, İzmir’in bölge olarak sektörel açıdan yatırıma ve yeni gelişmelere açık bir bölge olduğunu söyledi. Prof.Dr. Köse, bu anlamda İZTO ile ortak olabilecek KOSGEB destekli bir İş Geliştirme Merkezi projesinin İzmir için çok önemli olacağını; aynı zamanda işletmelerin EndüsTRy 4.0’a geçiş kararı için kolay ve uygulanabilir bir araç geliştirilmesi projesinin beraberinde geliştirilebileceğini vurguladı. İZTO Yönetim Kurulu Başkanı Mahmut Özgener, bu tip geniş tabanlı projeler için İzmir Üniversiteler Platformu’nun tekrar harekete geçirilmesi gerektiğini söyledi. Sanayide dijital dönüşüm içinde girişimcilik projelerinin çok önemli olduğunu Geleceğin ‘girişimcilik’ ve ‘inovasyon’ başlıkları üzerine  kurulacağına dikkat çeken Özgener, öncelikle bilim ve teknoloji eğitimine verilen önemle başlayan sürecin, yeni fikirler ile yaratıcılığın desteklenmesi, yatırım, üretim, teşvikler, işbirlikleri, pazarlama ve dış dünyaya açılma gibi birçok aşamadan oluştuğunu dile getirdi ve bu alan için kaynağın genç öğrenciler olduğunu vurguladı. “Sanayide yerli akıllı dijital dönüşüm için iş birliği şart.” Projelerle ilgili fikirlerin sunulduğu toplantıda, sanayide dijital dönüşüm için ihtiyaç duyulan noktaların analiz edildiğini kaydeden Prof. Dr. Kaya, “Sanayicilerimizle birlikte özellikle ara eleman yetiştirilmesine yönelik eğitimler verilmesini ve teknoloji üretme, yenilik ve girişimcilik kapasitesinin geliştirilmesi konusunda İZTO ile ortak çalışmalar yapılmasını planlamaktayız. Dijital dönüşümün sağlanması için tedarikçiler, sanayiciler ve mentorların birlikte çalışabileceği ortamların oluşturulması gerekliliği açıkça görülmektedir. İZTO ile Ortak kurulması planlanan İş Geliştirme Merkezi’nde (İŞGEM) İZTO’nun katılım sağlaması oldukça önemlidir. “ dedi. İzmir’in Endüstri 4.0’a hazırlığına katkı… Toplantıda üniversitede kurulabilecek bir simülasyon merkezi yani sanal fabrikanın, Endüstri 4.0 konusunda nasıl katkı sağlayabileceğinin de tartışıldığını söyleyen Prof. Dr. Kaya, olası projelerden birinin de İzmir Atatürk Organize Sanayi Bölgesi’nde İzmir’in Endüstri 4.0’a hazırlanması açısından model olacak imalatların yanı sıra işverenlerin eğitim de alacağı bir model fabrika kurulması olduğunu vurguladı. Prof. Dr. Kaya, “Diğer önemli ortak projemiz de karanlık ortamlarda üretim yapabilen otonom yapay zeka desteği ile üretim sistemleri oluşturma projesi olabilir. 3 boyutlu yazıcıların, sanayide Ar-Ge,  yenilik,  tasarım ve üretim süreçlerine uyumunu sağlayacak bir uygulama merkezinin kurulmasına yönelik İZTO ile İKÇÜ tarafından İzmir Kalkınma Ajansına ortak fizibilite raporu hazırlanabilir.” şeklinde konuştu. İKÇÜ-İZTO olası ortak projeler… Prof. Dr. Kaya şöyle devam etti:  “Büyük Veri ( Big Data ), Nesnelerin İnterneti (IOT), Zenginleştirilmiş Gerçeklik, Bulut Teknolojileri, Yatay-Dikey Yazılım Entegrasyonu, Siber Güvenlik, Akıllı Robotlar, Eklemeli Üretim, Simülasyon gibi teknolojilerin uygulanabilmesi için gerekli olan Yapay Zeka – Akıllı/Öğrenen Sistemler, Algılama Sistemleri,  Bilgisayarla Görme, Tasarım, CAD/CAM/CAE, İmalat, Enerji, Tedarik ve Değer Zinciri Yönetimi, Teknoloji ve İnovasyon Yönetimi, Yönetim ve Sosyal Bilimler, Eğitim branşlarında İKÇÜ, endüstrinin sayısal dönüşümüne katkı verecek yetkinlikte, akademik uzman alt yapısına sahiptir.” Hem sanayicilerin, hem de üniversitelerin birlikte arzu ettikleri üniversite sanayi işbirliklerinin istenilen düzeye getirilebilmesi için her iki kanat tarafından uzun zamandır gayret gösterilmektedir. Ayrıca, son yıllarda İzmir politikalarında iş birliğinin gerçekleştirilmesine yönelik teşvik edici ciddi tedbirler alınmış, alınmaya devam etmektedir. Buna rağmen, istenilen yüzeyde iş birliklerinin oluşması için harcanan çabaların yeterince başarılı olmadığı her iki tarafın ortak kanaatini oluşturmaktadır.  

  • İKÇÜ Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde Veda Töreni

    İKÇÜ Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde Veda Töreni Dokuz Eylül Üniversitesi (DEÜ) Tıp Fakültesi Hastanesi'ne Başhekim olarak atanan İzmir Katip Çelebi Üniversitesi (İKÇÜ) Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesi Başhekimi Prof. Dr. Nurettin Ünal için görev yaptığı İKÇÜ Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde veda töreni düzenlendi. Hastanenin Konferans Salon'unda düzenlenen törene İKÇÜ Rektörü Prof. Dr. Saffet Köse,İKÇÜ Tıp Fakültesi Dekanı Prof.Dr.Gökhan Köylüoğlu, hastane başhekim vekili Opr. Dr. Recep Gür Ustaoğlu ve hastane çalışanları katıldı. Rektör Prof.Dr.Saffet Köse, Ünal'ın görev yaptığı 1,5 yıl boyunca hastanede çok önemli başarılara imza attığını söyledi. Prof.Dr.Köse, "Hastanemizdeki başhekimlik görevinden Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi başhekimliği görevine atanan sayın Prof. Dr. Nurettin ÜNAL’a yeni görevinde başarılar diliyoruz."dedi. Prof.Dr. Ünal ise hastaneye ilk geldiği günü hala unutamadığını, görev yaptığı süre boyunca tüm mesai arkadaşları ve hastaları ailesinden biri olarak gördüğünü ifade etti. Vedaları hiç sevmediğini belirten Ünal, "Ben görev alarak Dokuz Eylül Üniversitesi Hastanesi Başhekimliğinde görevlendirilsem de kalbim hep burada sizin yanınızda olacak. Hastanemiz için yaptığınız her şey için teşekkür ederim. Biz her zaman kocaman bir aileyiz." şeklinde duygularını dile getirdi. Konuşmaların ardınan Prof.Dr.Köse ve Opr.Dr.Ustaoğlu, Ünal'a teşekkür plaketi verdi.

  • İKÇÜ’de, Sporcularda Egzersiz Testi Eğitimi Çalıştay’ı

    İlk test Türkiye Triatlon Şampiyonu Bilge Ece Seyhan’a… İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi, Sağlık Bilimleri Fakültesi, Fizyoterapi ve Rehabilitasyon Bölümü tarafından ilki düzenlenen ‘Sporcularda Egzersiz Testi Eğitimi Çalıştayı' yoğun bir katılımla gerçekleştirildi. Çalıştayı, Sağlık Bilimleri Fakültesi Dekan Yardımcıları Doç. Dr. Esra Akın Korhan, Doç. Dr. Gülşah Kaner Tohtak, Sağlık Bilimleri Enstitü Müdür Yardımcısı Prof. Dr. Hatice Yıldırım Sarı, Genel Sekreter Nurettin Memur, farklı üniversitelerden yaklaşık 200 akademisyen ile öğrenciler takip etti. Sporculara özel egzersiz testi cihazları İKÇÜ’de kullanılmaya başlandı Fizyoterapi ve Rehabilitasyon Bölüm Başkanı Doç. Dr. Derya Özer Kaya, yaptığı açış konuşmasında fizyoterapinin uygulamalı bir alan olduğunu, lisans ve lisansüstü eğitim ile dünya standartlarında fizyoterapist yetiştirmeyi arzuladıkları söyledi. Doç.Dr.Kaya, “Bu hedef doğrultusunda, kurulum sürecinde alt yapı projesi ile Fizyoterapi ve Rehabilitasyon Mesleki Beceri, Eğitim, Araştırma ve İnovasyon Laboratuarı’nı faaliyete geçirdik. Proje bütçesi ile yaklaşık 500.000 TL'yi bulan cihaz temini yapıldı. Bu cihazlardan en önemlisi Egzersiz Testi ekipmanlarıydı. Bu ekipmanlar ile sporcularımıza uyguladığımız testler sporcuların performanslarına ve yaralanmaların önlenebilmesine büyük katkı sağlayacaktır.” dedi.  Doç.Dr.Kaya, testlerde metabolik durum, kardiyak, pulmoner, nöromüsküler sistemlerin fonksiyonel kapasitelerinin değerlendirmesi yapılarak; egzersize karşı oluşan yanıtların incelenebileceğini kaydetti. İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi Genel Sekreteri, aynı zamanda Milli Atlet olan Öğr. Gör. Nurettin Memur ise İKÇÜ’de faaliyete geçen Fizyoterapi ve Rehabilitasyon Mesleki Beceri, Eğitim, Araştırma ve İnovasyon Laboratuarı’nın Türk Sporu için önemine değindi. İlk test Türkiye Triatlon Şampiyonu Bilge Ece Seyhan’a… Çalıştayda, egzersiz testlerinin sporcularda kullanımlarına yönelik eğitimleri, Ege Üniversitesi Spor Bilimleri Fakültesi Öğretim Üyelerinden Doç. Dr. Özgür Özkaya, Arş. Gör. Dr. Görkem Aybars Balcı ve Uzman Hakan As tarafından verildi. Test sonuçlarına göre antrenman programı… Fizyoterapi ve Rehabilitasyon Laboratuarı'nda gerçekleştirilen uygulama testine ise Türkiye Triatlon Şampiyonu Milli Sporcu Bilge Ece Seyhan katıldı. Değerlendirme sonuçlarını Doç. Dr. Derya Özer Kaya'dan alan Milli Sporcu Bilge Ece Seyhan, bu testlerin sporcuların eğitim ve antrenmanlarına önemli katkıları olduğunu vurguladı. Sporda başarının sırrının hedefe odaklanarak çalışmak olduğunu belirten Seyhan, test sonuçlarının sporcularda odaklanma ve motivasyonu arttıracağını ve yaralanmaların oluşmasının engellenebileceğini söyledi.

  • GENÇ İLETİŞİMCİLERE BİR ÖDÜL DAHA!

    GENÇ İLETİŞİMCİLERE BİR ÖDÜL DAHA İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi Sosyal ve Beşeri Bilimler Fakültesi Medya ve İletişim Bölümü öğrencileri ödüle doymuyor. Radyo ve Televizyon Yayıncıları Meslek Birliği (RATEM) tarafından Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın destekleriyle geleneksel olarak düzenlenen ve bu yıl onuncusu gerçekleştirilen Aklıma Bir Fikir Geldi İletişim Fikirleri Yarışması’nda Medya ve İletişim Bölümü üçüncü sınıf öğrencileri Korhan DADAK ve Mehmet Can ÇİFTÇİ, radyo spotu kategorisinde ikincilik ödülü almaya hak kazanarak büyük bir başarıya imza attılar. RATEM 10. Aklıma Bir Fikir Geldi İletişim Fikirleri Yarışması’nda İKÇÜ’lü genç iletişimcilere ikincilik ödülü… 25 Aralık 2018 Salı günü TRT İstanbul Radyo Stüdyolarında, görkemli etkinliklerle düzenlenen ödül törenine, Telif Hakları Genel Müdürü, RATEM Başkanı, TRT Daire Başkanları ve üniversitelerin rektör ve dekanları katılmıştır.  “Korsanla Mücadele” konusunda üniversite öğrencileri arasında farkındalık yaratmak ve korsan yayıncılığın zararlarına ilişkin kamuoyunun bilinçlendirilmesi amacıyla 2008 yılından bu yana düzenlenen yarışma, Türkiye’deki çok sayıda üniversite öğrencisinin katılımıyla gerçekleştirilmiştir. Televizyon, radyo ve afiş olmak üzere üç farklı kategoride ilk üç derecenin belirlendiği yarışmada, öğrencilerin hayata geçirdikleri fikirler dereceye girebilmek için kıyasıya mücadele etmiştir. 883 Projeden sadece dokuzu ödül almaya hak kazandı. Bu yıl onuncusu düzenlenen RATEM Aklıma Bir Fikir Geldi İletişim Fikirleri Yarışması’nda, tüm Türkiye’deki üniversitelerden 883 proje ön eleme sonucu 482’ye düşürülmüş ve bu projelerden de sadece dokuzu ödül kazanmıştır. İzmir’den tek ödül kazanan üniversite İKÇÜ oldu! Türkiye’deki çok sayıda üniversitenin iletişim ve güzel sanatlar fakültelerinden yoğun bir katılımın olduğu yarışmada, Üniversitemiz Sosyal ve Beşeri Bilimler Fakültesi Medya ve İletişim Bölümü ödül almaya hak kazanarak önemli bir başarı yakaladı. İKÇÜ’ye getirdikleri bu başarılı ödül nedeniyle öğrencileri makamında ağırlayan Rektör Prof. Dr. Saffet Köse, gençleri tebrik ederek başarılarının devamını diledi. Ayrıca Üniversitemiz Sosyal ve Beşeri Bilimler Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Turan GÖKÇE, ödül törenine katılarak öğrencilerin mutluluğunu paylaştı. Prof.Dr.Gökçe yaptığı açıklamada, teori ve pratiğin birleştirilerek, öğrencilerin akademik eğitimlerini sektörel deneyime dönüştürdüklerini, İKÇÜ Medya Merkezi gibi teknik ve alt yapı yatırımlarıyla öğrencilere uygulama alanı sunarak daha etkili ve daha profesyonel çalışmalar üreteceklerini belirtti. Üniversitemiz Sosyal ve Beşeri Bilimler Fakültesi Medya ve İletişim Bölümü öğrencileri önceki yarışmalarda elde ettikleri başarıyı devam ettirmişler ve gelecek başarılar için de kararlı olduklarını bir kez daha göstermişler.                         

  • Anayasa Mahkemesi Raportörü Doç. Dr. Ergin Ergül İKÇÜ’ye konuk oldu

    Anayasa Mahkemesi Raportörü Doç. Dr. Ergin Ergül İKÇÜ’ye konuk oldu Mevlana ve İnsan Hakları İKÇÜ’de ele alındı. Anayasa Mahkemesi Raportörü Doç. Dr. Ergin Ergül, ‘Mevlana ve İnsan Hakları’ başlıklı konferansıyla İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi’nin konuğu oldu. Yedi Hilal Topluluğu’nun düzenlediği konferansın açılış konuşmasını gerçekleştiren Rektör Prof.Dr. Saffet Köse, Mevlana ve İnsan Hakları konularını ortak paydada buluşturan, araştırmacı-yazar kimliğiyle de çok değerli eserleri kültür kaynaklarına kazandıran Doç. Dr. Ergin Ergül’ü İKÇÜ’de ağırlamaktan duyduğu memnuniyeti paylaştı. “Değerlerimizin tanınmasına dünyanın da ihtiyacı var.”  Hz. Mevlana’nın asırlardır tüm insanlığı kucaklayan evrensel diline vurgu yapan Rektör Prof.Dr.Köse, “Hz. Mevlana’nın çok değerli bir beyiti var, sizlere onu aktarmak istiyorum. “Yarabbi! Senin gözün benim gönlüme göz olalı/Basiretim açılıverdi, her şeyi onla görür oldum.” Bu konferansta, Hz. Mevlana’nın gözüyle İnsan Hakları nasıl görünüyor,  Hz. Mevlana’nın sözlerinin aktarımıyla dinlemiş olacağız. Bu değerlerimizi tanımış olacağız. Değerlerimizin tanınmasına dünyanın da ihtiyacı var.  Hz. Mevlana’nın çok değerli ve dünyaya seslenecek sözleri var. Ancak onu ne kadar tanıyoruz ve anlıyoruz, bunu düşünmeliyiz. Bunları görmemiz açısından Sayın Ergin Ergül’ün konuşması önemlidir. Ona ve sizlere geldiğiniz için çok teşekkür ediyorum. Saygılarımı sunuyorum.” dedi. “Yeryüzü onun gibi çok az gönül sultanı ve arif tanımıştır.” Doç. Dr. Ergin Ergün ise “İnsan haklarını, bizim kadim öğretilerimiz ışığında ele almak için daha güzel bir zaman dilimi olamaz.” diyerek Hz. Mevlana’nın bu noktada algılanması gereken en büyük şahsiyetlerinden biri olduğunu belirtti. Doç.Dr.Ergün, “Hz.Mevlana hiç kuşkusuz, kadim bilgeliğimizin kurucu şahsiyetleri arasında önemli bir yere sahiptir. Büyük âlim,  arif, hukukçu, düşünür ve bilge olarak Mevlana’yı 745. Vuslat yıl dönümünde rahmetle anıyorum. Peygamberler dışında, yeryüzü onun gibi çok az gönül sultanı ve arif tanımıştır. O asırlardır, her dinden ve kültürden arayış içinde olan insanlara başta Mesnevi ile olmak üzere tüm eşsiz eserleri aracılığı ile konuşmaktadır. Hz. Mevlana’nın asırlardan beri gelen ve herkesi kucaklayan mesajları bulunmaktadır.” dedi “Biz, bir perde ile yüzlerce ses çıkaran bir ney gibiyiz.” Hz. Mevlana evrenselliğini vurgulayan Doç.Dr.Ergün, bunun dünyada birçok dile çevrilmiş kitaplarının olmasından anlaşılabileceğini kaydetti. Doç.Dr.Ergün,” Kitaplarının birçok ülkede okunuyor olması, evrenselliğinin bir sonucudur. O “Yetmiş iki millet sırrını bizden dinler. Biz, bir perde ile yüzlerce ses çıkaran bir ney gibiyiz. Bir pergel gibi bir ayağım inancım üzerinde sabit diğer ayağım yetmiş iki milleti dolaşır.” demiştir. Bu sözüyle, bir Müslüman nasıl olmalıdır sorusunun cevabını çok güzel bir şekilde veriyor.” diye konuştu. “Biz bu dünyada güneş gibiyiz…” Doç.Dr.Ergün, Hz. Mevlana’nın kendisini tam bir insan hakları savunucusu olarak nitelendirmemize imkân verecek bir şiirini de dinleyenlere aktardı: “Biz bu dünyada güneş gibiyiz. Herkese can vermeye, tüm insanlık âlemine yararlı, faydalı olmaya gelmişiz./Kalpleri kırılmış, gamlara düşmüş kişilere dost olmaya, onların gamlarını, kederlerini paylaşmaya gelmişiz./Hor görülenleri, toprağa düşenleri, ayaklar altında ezilenleri, gül bahçesine getirelim, onlara neşeler bahşedelim diye bu dünyaya gelmişiz./Biz altın gibi birkaç kimsenin öz malı değiliz. Biz ummanlar gibiyiz madenler gibiyiz;  biz bu âlemde herkesin malıyız…” “Osmanlı, Mevlana'nın adalet ölçütünü kullandı.” Hz.Mevlana’nın adalet ölçütünün, bugün de yaşanılan sorunlarda yol gösterecek nitelikte olduğunu vurgulayan Doç.Dr.Ergün, “Osmanlı bu tanımı uygulamıştır ve bu tanımın gereğini yerine getirdiği için bir dünya devleti olmuştur. Adalet tanımıyla ilgili Hz.Mevlana şöyle der: “Adalet nedir? Bir şeyi yerli yerine koymaktır. Adaletsizlik nedir? Bir şeyi layık olmadığı, kötü bir yere koymaktır. Adalet nedir? Ağaçlara su vermektir. Adaletsizlik nedir? Dikene su vermektir. Adalet, bir nimeti yerine koymaktır. Her su emen kökü sulamak değildir. Yani hakkı hak sahibine vermektir. Bir şeyi lâyık olmayana vermek ise adaletsizliktir. Adaletsizlik nedir? Bir şeyi konmaması gereken yere koymak. Bu hâl de sadece belâya (felakete) kaynak olur. Yahya Kemal’in bir anısını aktarmak istiyorum… Yahya Kemal’e Osmanlı’nın Viyana kapılarına kadar nasıl gittiğini sormuşlar ve demiş ki “Kılıçla mı gittiğini düşünüyorsunuz. Osmanlı Viyana kapılarına midesini bulgur ile ruhunu mesnevi çeşmesi ile doyurarak gitti…” diye konuştu. İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’nde yer alan tüm insanların özgür; onur ve haklar bakımından eşit doğduğu söylemini hatırlatan Doç.Dr.Ergün, “Bu söze, bizim kadim öğretilerimizde, dinimizin öğütlerinde ve Mevlana’nın sözlerinde zaten rastlarız. Allah’ın önünde hepimizin eşit olduğunu kabul etmemiz buna işarettir.” dedi. “Çözümü insan haklarında arayın.”  “İnsan Hakları ihlali konusunda bir sorununuz söz konusu olduğunda Kamu Denetçiliği Kurumu’na başvuruda bulunabilirsiniz.” diyerek çözüm yolları hakkında bilgilendirmelerde de bulunan Doç.Dr.Ergün, “Türkiye İnsan Hakları Eşitlik Kurumu’na da başvuruda bulunabilirsiniz. Ayrıca iç hukuk yolları tükendiyse Anayasa Mahkemesi’ne bireysel başvuru yapabilirsiniz.”şeklinde konuştu. Konferansının ardından Doç. Dr. Ergil Ergün’e Yedi Hilal Topluluğu Akademik Danışmanı Dr. Öğr. Üyesi İzzet Marangozoğlu tarafından hediye takdim edildi.

  • İKÇÜ’NÜN ÜNİLİG BAŞARISI

    İKÇÜ’NÜN ÜNİLİG BAŞARISI ÜNİLİG müsabakalarında İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi, başarılarına yenilerini ekledi. İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi, Türkiye Üniversite Sporları Federasyonu (TÜSF) faaliyet programında yer alan  Üniversiteler Arası Voleybol 2. Lig Müsabakalarında büyük başarıyla döndü. İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü ev sahipliğinde düzenlenen maçlarda İKÇÜ Erkek Voleybol Takımı A Grubu’nda ikinci oldu. Oynanan maçlar ile Tekirdağ Namık Kemal Üniversitesi birinci, Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi ise üçüncü olarak A Grubundan çıktı. Antrenör Özgür Kip eşliğinde, İKÇÜ’ye getirdikleri ikincilik kupasını Rektör Prof.Dr.Saffet Köse ile paylaşan İKÇÜ’lü sporcuların sevincine; Sağlık,Kültür ve Spor Daire Başkanı Serhat Dikmen, Spor Birimi Müdürü Turgay Avcı, Öğretim Görevlisi Yeliz Doğru da ortak oldu. İKÇÜ’yü müsabakalarda başarıyla temsil eden genç sporcular, ÜNİLİG başarılarının devamı sözünü verdi. Rektör Prof.Dr.Köse ise  “Yarışmalara katılan tüm öğrencilerimizi, onları eğiten hocalarımızı ve emeği olan herkesi tebrik ediyorum. Bu başarı üniversitemize hayırlar getirsin. Öğrencilerimize desteğimiz her zaman devam edecek. ” dedi.

  • Öğrenciler, Arapça’nın zenginliğini yaşattı

    “Arapça, Uluslararası, Siyasal ve Ekonomik İlişkilerde de Belirleyicidir” İslami İlimler Fakültesi Arapça Topluluğu’ndaki Türk ve Arap öğrencilerin ortaklaşa düzenlediği “Uluslararası Arapça Günü” etkinliği yoğun bir katılımla gerçekleştirildi. İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Saffet Köse’nin de iştirak ettiği programa, İslami İlimler Fakültesi Dekan Yardımcıları Doç. Dr. Mehmet Dirik, Dr. Öğr. Üyesi Ahmet Gedik, Uluslararası Öğrenci Topluluğu Danışmanı Doç. Dr. Mehmet Çevik, topluluk akademik danışmanı Araş. Gör. Elif Okur ile çok sayıda akademisyen ve öğrenci katıldı. Günün anlam ve önemine uygun olarak baştan sona Arapça olarak gerçekleştirilen program, fakülte öğrencisi Enes Çalışkan’ın Kur’an tilavetiyle başladı. “Arap dili, İslami ilimlerin anahtarıdır.” Etkinliğin açılış konuşmasını gerçekleştiren Rektör Prof. Dr. Saffet Köse, Arap dilini, İslami ilimlerin anahtarı olduğunu vurguladı. Prof.Dr. Köse, “Ana kaynaklarımız Kur’ân-ı Kerim Arap dilinde vârid olmuş, İslam âlimleri de kaynaklarını Arap dilinde kaleme almışlar ve bu dilde muazzam bir ilmi servet ortaya çıkmıştır. Arapça, sadece dini ilimlerin kaynağı değil, aynı zamanda uluslararası, siyasal ve ekonomik ilişkilerde de belirleyici bir dildir” diyerek Arapça’nın hem ilmi hem de sosyal alandaki önemine dikkat çekti.   “Arapça ümmet dilidir.” “Türkiye’de Arapça’nın Önemi” başlıklı bir sunum yapan İKÇÜ İslami İlimler Fakültesi Dr. Öğr. Üyesi Suliman Alomirat, Arapça’nın sadece Araplar için değil, bütün Müslümanlar için öneminden bahsetti. Dr. Öğr. Üyesi Alomirat, “Arapça için «İslâm dili» veya «Ümmet dili» demek çok daha güzel olacaktır. Arapça Türkiye’de yabancı bir dil değildir. Aksine Arapça’nın, Türk milletinin kimliğinin bir parçası olduğunu söyleyebiliriz.” diyerek Arapça’nın Türkiye’de yabancı bir dil olmadığına dair deliller sundu. “422 milyon kişinin dili Arapça.” Dr. Öğr. Üyesi Rami Alkhalaf Alabdulla ise konuşmasında; Uluslararası Arapça Günü’nün, Birleşmiş Milletler ’in 1973 yılında Arap Dili’ni resmi dil olarak kabul etmesiyle kutlanmaya başladığını söyledi. Dr. Öğr. Üyesi Alabdulla, “Arap Dili Birleşmiş Milletler’in altıncı resmi dili olmuştur. Bu ilanın sebebi, dünyada Arapça konuşanların sayısının çok olmasından dolayıdır. Bu dili konuşanların sayısı 422 milyon kişiyi aşmaktadır. Arap Dili’ne ve tarihine verdiğimiz önem ve onun kutsallığı Kur’ân’ın ona yüklediği şeref ve değerden kaynaklanmaktadır.” diye konuştu. Öğrenciler, Arapça’nın zenginliğini yaşattı… Arapçanın Tarihi ile ilgili bilgi veren Öğretim Görevlisi Enas Boubes de “Dil insandır, vatandır. O, aklın meyvesidir. İnsan her şeyin başlangıç safhasını ve kökenini araştırmaya meraklıdır” diyerek, dilin kökenini bilmenin, onun geleceğini şekillendirme konusunda yardımcı olacağını ifade etti. İslami İlimler Fakültesi öğrencileri Abdurrahim Demir ve Ayşe Güzel’in Arapça seslendirdikleri “Kudüs” ve “Çanakkale” şiir dinletileri ile Abdussalam Hawwa’nın seslendirdiği Arapça müzik dinletisi ilgiyle takip edildi. Mühendislik Fakültesi öğrencisi Hasan Daloo’nun öğrenci arkadaşlarıyla hazırladığı  “Yabancı dil öğrenmenin faydaları” başlıklı söyleşisi ile toplulukça hazırlanan Arapça Bilgi Yarışması da programa renk kattı.

  • YÜKSEKÖĞRETİMDE ENGELLİ BİREY VE AİLELERİNE DESTEK YOLLARI TARTIŞILDI

    ENGELLİ ÖĞRENCİLERİN AİLELERİ KONUŞTU, HOCALAR DİNLEDİ Yükseköğretimde eğitim alan engelli öğrenciler ve ailelerine destek yolları,  İzmir’de yer alan üniversitelerin Engelsiz Üniversite Koordinatörlerinin katılımlarıyla İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi’nde masaya yatırıldı. İKÇÜ Engelsiz Üniversite Koordinatörü Dr. Öğretim Üyesi Zümrüt Gedik’in, Ege Üniversitesi, Dokuz Eylül Üniversitesi, İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü, İzmir Ekonomi Üniversitesi ile Yaşar Üniversitesi Engelsiz Üniversite Koordinatörleri ile birlikte organize ettiği panele, üniversitede eğitim alan engelli öğrencilerin aileleri de panelist olarak katılarak görüş ve önerileriyle katkı sağladı. “Üniversiteye devam etmek isteyen engelli öğrencilerin sayısında artış var.” İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi Engelsiz Üniversite Koordinatörü Dr. Öğretim Üyesi Zümrüt Gedik yaptığı açılış konuşmasında, engelli öğrencilerin yükseköğretim çerçevesindeki hakları ve ailelerine yönelik psiko-sosyal destek mekanizmaları konularında yapılması gereken birçok şey olduğunu söyledi. Üniversite hayatına başlayan engelli bireylere ve ailelerine en büyük desteğin yine üniversitelerdeki Engelsiz Üniversite Koordinatörlerinden geleceğine inandığını belirten Dr.Öğr.Üyesi Gedik, “Panel sonuçlarının İzmir’deki üniversitelerde okuyan engelli öğrencilerimize çok büyük katkılar sunacağına inanıyorum. Ayrıca yaygın kanının aksine, engelli bireylerin yükseköğretim hayatlarını başarıyla tamamlayabildiğini de bu şekilde ortaya koymuş olacağız. Bu noktada getirilen çözüm önerilerini YÖK’e bir rapor halinde sunacağız. Okullaşma oranları arttıkça engelli öğrencilerin, yükseköğretime devam etmek isteyen öğrenci sayısında da artış görülüyor. Eşitlik temelinde, hayat boyu eğitim imkânından ayrımcılık yapılmaksızın yararlandırılan öğrencilerimizin sayısı arttıkça; üniversitelerden mezun engelli öğrencilerimizin başarı oranlarının da artacağına inanıyorum.” diye konuştu. “Farkındalık aşamasını geçmiş durumdayız.” İKÇÜ Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Adnan Kaya da ‘Engelsiz Üniversite’ olma yolunda büyük adımlar atan İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi’nin, İzmir’deki diğer üniversitelerle güç birliği yaparak; böylesine önemli bir konuyu masaya yatırmasının önemine değindi. Yükseköğretim Kurumları bünyesindeki engelli öğrencilerin, eşit eğitim haklarından faydalanması için birtakım akademik ve çevresel düzenlemeler yapılmasına ihtiyaç duyulduğunu kaydeden Prof.Dr. Kaya, “Yükseköğretim Kurulu (YÖK), üniversitelere “engelsiz kampüs”, “engelsiz fakülte”, “engelsiz program nişanları” gibi pek çok ödül vermektedir. Bu dönem bu alanda 346 tane başvuru yapılmış. Dolayısıyla, farkındalık aşamasını geçmiş durumda olduğumuzu söyleyebiliriz. Engelli öğrencilere, ailelere ve en nihayetinde tüm topluma yönelik farkındalık çalışmaları düzenlemesine üniversite olarak önem veriyoruz. İKÇÜ, bu yönde önemli adımlar atmıştır ve engelsiz üniversite olma yolunda hızla ilerlemektedir. Üniversitemizin Sayın Rektörü Prof.Dr. Saffet Köse’ye, 5. Engelsiz Sanat Ödülleri’nde engellilere yönelik çalışmaları nedeniyle “Üstün Başarı Ödülü” verildi. Yani biz de adımlarımızı hızlı bir şekilde atıyoruz diyebiliriz.” diye konuştu. “İzmir Üniversiteler Platformu olarak da farkındalığa katkı.” İzmir Ekonomi Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Çiğdem Kentmen Çin de engelli gençlerin yaşamlarını anlamlandırmak, ailelere kendilerini ifade edebilecekleri bir alan açmak ve onlara destekleyici önerilerde bulunmak amacıyla toplanan, İzmir’deki Engelsiz Üniversite Koordinatörlerinin bu adımının verimli sonuçlar elde getirmesi temennisinde bulundu. Üniversitelerde bu alanda görev yapan koordinatörlerin ve psikologların önemine değinen İEÜ Rektör Yardımcısı Prof.Dr.Çin, “İzmir Ekonomi Üniversitesi Engelli Destek Birimi, engelli öğrencilerimizin akademik ve sosyal hayata tam ve etkin katılımını sağlamak için çalışmaktadır. Birimimiz aynı zamanda İzmir Üniversiteler Platformu Engelsiz Üniversiteler Kurulu bünyesinde de engelli bireylerin yükseköğretime eşit katılımı ile ilgili aktif çalışmalarını sürdürmektedir. Üniversitelerdeki Engelli Destek Birimi Koordinatörleri ve psikologlarımız, yükseköğretime geçiş süreçlerinin psikolojik boyutlarını inceleyerek uygulanabilir, destekleyici öneriler sunacaktır.” dedi. “Tek gayemiz topluma faydalı evlatlar yetiştirmek.” Engelli öğrenci ailesi olarak deneyimlerini paylaşan Aynur Sayıl ve Fatma Uğurlu, ailelerin bilinçlenmesi adına üniversitelerin bu noktada üstlendiği sorumluluklara dikkat çekti. Toplumdaki engelli bireylere olan yaklaşımın henüz istenilen noktaya ulaşmadığını belirten konuşmacılar Sayıl ile Uğurlu, aileler olarak tek gayelerinin karşılaştıkları her türlü olumsuzluklara rağmen; evlatlarını üniversiteden başarıyla mezun etmek ve topluma, devlete faydalı bireyler olmalarını sağlamak olduğunu vurguladılar. Konuşmaların ardından geçilen panellerde, EÜ Engelli Destek Birimi Sorumlusu Uzman Klinik Psikolog Nilay Uğurlu Öztürk, Engelsiz DEÜ Koordinatörlüğü Birim Sorumlusu Aylin Çepiş, Engelsiz İYTE Birim Sorumlusu Psikolog Gizem Şahan,  İEÜ Engelli Destek Birimi Sorumlusu Uzman Klinik Psikolog Merve Minkari Tunçay ve Avukat Nurdan Anlı sunumlarıyla üniversitelerde okuyan engelli bireylerin yasal hakları ve yapılması gereken düzenlemeler, psikolojik yaklaşımlarla ilgili düşüncelerini paylaştı.  

  • SAĞLIKLI BÜYÜYEN NESİLLER İÇİN ÇOCUK SAĞLIĞI GÖNÜLLÜLERİ İZMİR'DE BULUŞTU

    SAĞLIKLI BÜYÜYEN NESİLLER İÇİN ÇOCUK SAĞLIĞI GÖNÜLLÜLERİ İZMİR'DE BULUŞTU Büyüyen Çocuk Derneği'nin organize ettiği;  İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı, İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi ve Sağlık Bilimleri Üniversitesi İzmir Tepecik Eğitim ve Araştırma Hastanesi Çocuk Kliniğinin katkıları ile gerçekleştirilen  “Sağlıklı Büyüyen Çocuk Kongresi" ve " Sağlıklı Büyüyen Çocuk Eğitim Kursları" 13-15 Aralık 2018 tarihleri arasında İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi'nde gerçekleştirildi.  Türkiye'nin dört bir yanından katılımcıların büyük ilgi gösterdiği, İki konferans, 8 panel ve 9 farklı kursun gerçekleştirildiği ve 3 gün süren kongrede; 120'den fazla yerli ve yabancı konuşmacı sunum yaptı, çok sayıda bilimsel bildiri sunuldu. Kongre, TRT İzmir Radyosu Çok Sesli Çocuk Korosu büyük beğeni toplayan konseri ile açılış yaptı. Ardından "Sağlık Ekibi Gözüyle Çocuk Hastalıklarına Yaklaşım” temasının işlendiği kongrenin açılışında  konuşan İKÇÜ Rektörü Prof.Dr. Saffet Köse, kongreden çok önemli bilimsel sonuçlar elde edileceğini vurguladı. Prof.Dr. Köse, günümüzde psikiyatrist, sosyolog ve psikologların  çocuklarda yaşanan birçok problemin, ailede yaşanan sorunlardan kaynaklandığını ifade ettiğini kaydetti. Rektör Prof.Dr. Köse, “ Sağlık profesyonelleri, ailede yaşanan sıkıntıların yol açacağı sorunların, ilerleyen yaşlarda psikopati eğilimlere neden olacağını ifade ediyor. Bunlar gerçekten önemle yaklaşmamız gerek sorunlardır diye düşünüyorum. Yine Amerika Birleşik Devletleri’nde yapılan bir araştırmaya göre; özellikle gününün çoğunu kreş ve anaokullarında geçiren çocukların, anne babalarına olan ihtiyaçların karşılanmaması sebebiyle, çok ciddi ruh sağlığı sorunlarının meydana getirdiği belirtiliyor. Bununla dikkat çekmek istediğim şey, çocuklarımızın sadece bedensel anlamda değil, bunun yanında ruhsal anlamda da ciddi problemlerle karşı karşıya kaldığını görmemizin gerektiğidir. “ dedi. Sık sık gündeme gelen ailede şiddet, çocuğa yönelik şiddet, kadına yönelik şiddet haberlerinin, çocuk yetiştirme tarzlarının üzerinden değerlendirilmesi gerektiğini ifade eden Rektör  Prof. Dr. Köse,  “Bu noktada özellikle annenin önemli bir rolü olduğunu düşünüyorum. Çünkü Fransa’da yapılan bir araştırmaya göre eğer çocuk doğumdan itibaren belli bir süre içerisinde annesiyle yeterli sürede beraber olamamışsa, bunu sonraki dönemlerde telafi etmenin yolu olmuyor. Babanın güven veren bir rolü var, ama anne şefkatinin yeri doldurulamıyor. Bir de Hadis-i Şerif’ten bir alıntı yapmak istiyorum. Peygamber efendimiz, “Hürmete layık olan kimdir?” sorusuna, “Annendir.” diye cevap veriyor. Sorunun “Sonra kimdir?” şeklinde üç kez tekrarlanması karşısında yine “Annendir.” cevabını verip dördüncü cevabında “Babandır.” diyor.  Ayrıca Peygamber efendimiz “Kimin çocuğu varsa onunla çocuklaşsın.” diyor.  Bunların önemli birer mesaj olduklarını düşünüyorum.” diye konuştu. İzmir Katip Çelebi Üniversitesi Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Gökhan Köylüoğlu ise açılışta yaptığı konuşmada böyle büyük bir bilimsel etkinliğe ev sahipliği yapmalarından  dolayı duyduğu mutluluğu dile getirdi. Kongre  Başkanı Prof. Dr. Bumin Dündar ise ilk kez kongreye dönüştürülen çocuk sağlığı konusunda Ege Bölgesinin en büyük ve en kapsamlı bilimsel etkinliklerinden biri olan "Sağlıklı Büyüyen Çocuk Kongresi"ni gerçekleştirmenin  heyecanını paylaştıklarını ifade etti. Prof. Dr. Dündar;  sağlığın bir ekip işi ve çocuk sağlığı alanında çalışan her sağlık personelinin bu ekibin vazgeçilmez bir öğesi olduğuna inandıklarını, bu nedenle bu yıl ki kongrenin temasını ‘Sağlık ekibi gözüyle çocuk hastalıklarına yaklaşım olarak belirlediklerini, belki de çocuk sağlığı alanında Türkiye’de ilk kez konusunda uzman hekim, hemşire, diyetisyen, fizyoterapistleri aynı bilimsel oturumlarda bir araya getirdiklerini ifade etti. Dündar; ayrıca Sağlıklı Büyüyen Çocuk Kongresinin  ulaştığı potansiyelin bilimsel kongrelerde sosyal etkinliklerin bilimsel programların önüne geçmemesi gerektiğinin en önemli göstergesi olduğuna inandıklarını ve kongrenin farklı kurum ve branşlarda sürtüşmeden ziyade  ortak akıl ve sinerji oluşturulmasının, ekip çalışmasının ne kadar başarılı ve büyük işlere ulaştırabileceğini göstermesi  açısından  çok önemli olduğunu ifade etti. Çocukları şeker ve şekerli gıdalardan uzak tutun Kongrenin açılış konferansında Acıbadem Üniversitesi Mehmet Aydınlar Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Murat Baş'ın "Çocuklar için şeker zehir mi" başlıklı konuşması büyük ilgi çekti. Prof. Dr. Murat Baş konuşmasında, çocukların şekerden uzak tutulmasının gerekliliğini vurgularken, bilimsel kanıtlar ışığında şekerin çocuklara verebileceği zararları dinleyicilere aktardı. Prof. Dr. Baş ülkemizde genelde işlenmiş olduğundan, şeker içeren  bal ve pekmez konusunda da dikkatli olunmasını istedi.              

  • GASTRONOMİ TURİZMİNİN TÜRKİYE'DEKİ ADRESİNE İKÇÜ DAMGASI

    GASTRONOMİ TURİZMİNİN TÜRKİYE'DEKİ ADRESİNE İKÇÜ DAMGASI İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi Turizm Fakültesi, 44 bin ziyaretçi rakamı ile İzmir’in en saygın fuarlarından olan 12. Travel Turkey İzmir Turizm Fuarı ve Kongresi ile 4. Uluslararası Gastronomi Turizmi Kongresinden başarılı bir tanıtım çalışmasıyla döndü. Açılışına Rektör Yardımcısı Prof.Dr.Turan Gökçe’nin de iştirak ettiği, Dokuz Eylül Üniversitesi, İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi, İzmir Ekonomi Üniversitesi, Yaşar Üniversitesi iş birliğiyle yapılan kongreye ayrıca İzmir Profesyonel Aşçılar Derneği de  destek verdi. Açılışta konuşan İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Turan Gökçe, Türkiye'nin yemek kültürü tarihi ile dikkat çeken bir ülke olduğunu vurguladı. T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı himayelerinde, Türkiye’nin turizm alanındaki en önemli buluşmalarından biri olarak gösterilen etkinliklerde fakülte olarak İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi’ni başarıyla temsil etmekten duydukları mutluluğu paylaşan Turizm Fakültesi Dekanı Prof.Dr. Atilla Akbaba, Uluslararası Gastronomi Turizmi Kongresi’nde yer almanın bilimsel anlamdaki önemine değindi. Prof.Dr.Akbaba, “Akademik oturumlar, sektörden önemli isimlerin konuşmacı olarak katıldığı panel oturumları, yerli yabancı şeflerin yemek workshopları, profesyonel uzmanlar ile tadım atölyeleri ile dolu dolu geçen fuar ve kongrenin, öğrencilerimiz için de önemli bir deneyim kazandırdığını düşünmekteyiz. Standımızı ziyaret eden yerli-yabancı katılımcılara fakültemizi ve üniversitemizi tanıtma ve sektörle iş birliklerimizi geliştirme fırsatı da edindik.  Fakülte olarak dünyanın önde gelen gastronomi ve turizm uzmanları ile eğitimcilerini bir araya getiren bu organizasyonda yer almanın deneyimini paylaştık.” dedi.

  • İKÇÜ’DE GÜNDEM EKONOMİ

    “Ticaret Savaşları ve Ülke Ekonomisine Etkileri” tartışıldı İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi (İKÇÜ), Tüm Sanayici ve İş Adamları Derneği (TÜMSİAD), İzmir Ticaret Odası (İZTO) ile Ekonomi Topluluğu iş birliğinde “ Ticaret Savaşları ve Ülke Ekonomisine Etkileri“ forumu düzenlendi. İKÇÜ İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Dekanı  Prof.Dr.Ertuğrul Deliktaş’ın moderatörlüğünde gerçekleştirilen foruma, TÜMSİAD Genel Başkanı Yaşar Doğan, İZTO Yönetim Kurulu Başkanı Mahmut Özgener, TÜMSİAD Genel Sekreteri Dr.Osman Kurtkan Kapıcıoğlu, İKÇÜ İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi’nden Dr.Öğr.Üyesi Emine Beyza Satoğlu konuşmacı olarak katıldı. “Tarihimizden ibret almamız gerekiyor.” Forumun başında kısa bir konuşma yapan İKÇÜ Rektörü Prof. Dr. Saffet Köse, ekonomi deyince üretim, tüketim, rekabet gibi kavramlar akla gelirken buna artık savaşın da katıldığını söyledi. Bu kavram ile tarihimizde karşılaştığımızı anlatan Prof.Dr. Köse, karşılaşılan örneklerden ibret alınması gerektiği üzerinde durdu. Prof.Dr. Köse, “Ekonomik savaşları yaşayarak öğreniyoruz ve şu anda bunun içinde bulunuyoruz. Ekonomik araçlar etkili bir silah olarak kullanılıyor. Bu dünyanın ciddi ve etkili bir sorunu. Bunun üstesinden nasıl gelebilirizi bu toplantımızda tartışacağız. Selçuklular döneminde Yahudi bankerler ellerindeki ekonomik imkânları devletin üzerinde nüfuz olarak kullanmışlar. İslam toplumlarında yaşayan gayri Müslimler devlete cizye gibi vatandaşlık vergisi ödüyorlar ve bu sadece işi olana çalışabilen erkeklerden alınıyor. Askerlik yaparlarsa o vergi de düşüyor. Askerlik yapmadıkları için ticaretle meşgul oluyorlar. Müslümanlara yasak olan faiz gibi bir takım şeylere tabi olmayınca rahat hareket edebiliyorlar. Böylece ekonomik anlamda çok güçlü finans elde ediyorlar. Bu finans gücünü de devlete karşı nüfuz olarak kullanıyorlar. Selçuklu döneminde vatandaşlar bu duruma karşı rahatsızlıkları ortaya çıkıyor. Nizamülmülk’ ün eserinde bunlardan bahsedilir. İşte tarihimizde bunun arka planı var. Aslında tarihimizden ibret almamız gerekiyor. Bugün eskiden yaşanılanların daha çetin halini yaşıyoruz.” dedi. “Yerli ve milli yatırımlar güçlenmeli.” TÜMSİAD Genel Başkanı Yaşar Doğan ise insanlığın varoluşundan bu yana ticaret savaşlarının yaşandığını, son yıllarda da popüler olan bu kavramın aslında savaşların ekonomiyle,ticaretle gerçekleştiğini gösterdiğini kaydetti. Doğan, “ İş dünyası yatırımlarında, ticaret politikalarında, sakin ortamları, riski az olacak ortamlara göre hareket etmeye çalışıyor. Sermaye ve yatırım güvenli limanları arıyor.” diye konuştu. “2017'de 157 milyar, 2018'de 170 milyar ihracat var ama hedeflerin çok altındayız. Tasarruf etmiyoruz, tasarruf etmeliyiz. "diyen Doğan, yerli üretimin üzerinde durarak üniversitelerin üstleneceği önemli misyonlara dikkat çekti. Başkan Doğan, “100 liraya sattığımızı 80 liraya üretiyoruz diye düşünüyoruz ama eğer yarı ham madde gibi bunu dışarıdan alıyorsak, sıkıntı yaşıyoruz. Üniversite proje geliştiriyor, para yok. Parayı da oluşturabilecek, fikri ticarete dönüştürecek unsurları deşifre etmek de gerekiyor. Sahada üretimi arttıracak, satışı sağlayacak marketing sistemlerinin üniversitelerde çalışılması gerekiyor. Yerli ve milli yatırımlar güçlenmeli. Teknoloji üretmeli, teknolojiyi ticarete dönüştürüp ihracat yapmalıyız, markalar oluşturmalıyız"   dedi. “Piyasalar rahatladı.” Türkiye’nin 2018 yılı içerisinde bir dönemeçten geçtiğini, birçok ekonomik saldırıya maruz kaldığını anlatan İZTO Yönetim Kurulu Başkanı Mahmut Özgener, üretilen politikalarla piyasalarda rahatlama yaşandığını belirtti. Başkan Özgener, “Gördüğünüz gibi tansiyon düştü, ekonomi üretim ve ihracat için yeniden motive oldu.  Enflasyonla Mücadele Programı’nı destekleyen vergi indirimleriyle birlikte piyasalarda ciddi bir rahatlama da yaşandı. Ben o dönemde de umutlu olmak, kendimize güvenmek gerektiğini söylemiştim, yanılmadığım için mutluyum. “ dedi. “Yan rolleri kabul etmemiş Türkiye’mizde atacağımız çok adım var.” Dünyada ticaret savaşları denilince ABD’den sonra Çin’in başrolde akla geldiğini kaydeden Başkan Özgener, “İki ülkenin karşılıklı gümrük duvarlarını yükselttiği bu filmde, dönem AB’yi de sahnede görebiliyoruz. Bu savaşlarda başrol oyuncularını izleyen bir Türkiye değil, kendini konumlandırmış, hazırlıklarını yapmış ve rekabet üstünlüklerini yeniden biçimlendirmiş bir Türkiye için çaba göstermeliyiz. Başrol potansiyeli olduğu halde figüranlıkla yetinen ülkeleri gözünüzün önüne getirdiğinizde, bunu açıkça görebilirsiniz. Savaşlarda, krizlerde değil; tarihi ve stratejik konumu gereği kalkınmada ana aktör olabilecek, tarihi boyunca hiçbir zaman yan rolleri kabul etmemiş Türkiye’mizde de atacağımız çok adım var. Ticaret Savaşları’nın ortasında, ateş çemberiyle çevrili bir ülke olarak, bir yandan geleneksel pazarımız AB ile irtibatı koparmadan, öte yandan ABD ile hassas dengeleri gözeterek Çin gibi çok büyük avantajlar barındıran alternatif pazarlarla büyümeliyiz.” diye konuştu. “Mazlum halklarında haklarını savunmalıyız” Yerli üretimin önemine değinen TÜMSİAD Genel Sekreteri Dr.Osman Kurtkan Kapıcıoğlu da ticaret savaşlarında Türkiye’nin kültürel misyonunun sadece kazan-kazan olmadığına dikkat çekti. Kapıcıoğlu, “Küreselleşiyoruz doğru. Sermayeyi aldıktan sonra içerde ithalat yapmadan üretimi yapıp ihracata dönüştürme noktasında yerli üretimde bir takım daralmalar görebiliyoruz. Devlet bir takım küçültmelere gidebiliyor. TÜMSİAD olarak dünyanın hemen hemen her yerinde çözüm ortaklarımız var. Vicdanın sesi olan bir STK olmanın bazı sorumlulukları olduğunu düşünüyorum. Dünyadaki durumda biz mazlumun yanında olmayacaksak nasıl bir çerçevede olabiliriz. Gençler olarak bunları unutmayınız. Ticaret savaşları evet var ve belli zorunluluklar olabilir, doğal bu. Var olmak da durumundasınız. Ama bir tarafınızla da mazlumlara destek vermek zorundasınız. Hedefiniz sadece kazan-kazan olmamalı. Aynı zamanda başkalarının da haklarını korumak zorundayız. Bizim kültürümüzde böyle bir altyapımız var. Çok şükür ki vicdan var. Bir araya gelip biriz, beraberiz diyebileceğimiz insanlarımız, renklerimiz var.” dedi. “Bu savaşların hiçbir kazananı olmuyor.” İKÇÜ İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi’nden Dr.Öğr.Üyesi Emine Beyza Satoğlu ise daha önce konuşulan ticaret savaşı kavramının Trump’ın adaylığı ile gündeme oturduğunu kaydetti. Çin ve ABD arasındaki ticaret savaşına ilişkin konuşan Satoğlu, “ Trump attığı bir tweet de, -Çin’e uyguladığımız gümrük vergileri sayesinde milyonlarca dolar ABD’ye akıyor. Eğer ki zarar etmek istemiyorsanız ABD’de yatırım yapın, fabrikalarınızı buraya açın- diyor. Ticaret savaşları vergiyi koymakla bitmeyen savaşlar.  Gümrük vergileri sonuç itibariyle fiyatları yükseltiyor, piyasadaki mal çeşitliliğini azaltıyor. Dolayısıyla insanlar bunun bedelini ödüyor. Sonuç olarak bu savaşların hiçbir kazananı olmuyor gibi tezler ortaya çıkıyor.” şeklinde konuştu. TÜMSİAD İzmir Şube Başkanı Erkan Çoruk da konuşmasında üniversite sanayi iş birliğinin önemine dikkat çekti. Üniversitelerde üretilen bilimin iş dünyasına ekonomik olarak katkıya dönüşmesine katkı sunmak adına böyle bir organizasyonun düzenlediğini söyleyen Çoruk, bu ortaklıkların farklı platformlarda çalışmaya devam edeceğini vurguladı. TÜMSİAD Genel Başkanı Yaşar Doğan, İZTO Yön. Kurulu Başkanı Mahmut Özgener, TÜMSİAD Genel Sekreteri Dr.Osman Kurtkan Kapıcıoğlu ile beraberindeki heyet, Rektör Prof.Dr. Köse’yi makamında da ziyaret ederek; kurumlar arasında yapılması hedeflenen projeler masaya yatırıldı.

  •  ÜSTÜN BAŞARI ÖDÜLÜ REKTÖR PROF.DR.KÖSE’YE

     ÜSTÜN BAŞARI ÖDÜLÜ REKTÖR PROF.DR.KÖSE’YE Uşak Üniversitesi Sosyal Hizmet Topluluğu katkılarıyla, YÖN Engelsiz Sanat Derneği tarafından bu yıl beşincisi düzenlenen Engelsiz Sanat Ödülleri sahiplerini buldu. Recep Tayyip Erdoğan Kongre ve Kültür Merkezi’nde gerçekleştirilen ödül törenine katılan Rektör Yardımcısı Prof.Dr.Adnan Kaya, “Üstün Başarı” kategorisinde ödüle layık görülen İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi Rektörü Prof.Dr.Saffet  Köse’nin ödülünü aldı. Ödül törenine Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakan Yardımcısı Ahmet Koca, Uşak Vali Vekili Ömer Kalaylı, AK Parti Sakarya Milletvekili Kenan Sofuoğlu, Cumhuriyet Başsavcısı Bünyamin Korkmaz, Uşak Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ekrem Savaş, Nevşehir Hacı Bektaş Veli Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mazhar Bağlı, İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Adnan Kaya, Yön Engelsiz Sanat Derneği Başkanı Erdem Öksüz, Adalet Komisyonu Başkanı İsmail Deniz, STK ve kamu kurum ve kuruluş temsilcileri ile davetliler katıldı.  “Engelli yoktur, engelleyen vardır.” Ödül törenine, şehir dışındaki başka bir bilimsel kongreye katılımı sebebiyle katılamayan Rektör Prof.Dr.Köse, böylesine anlamlı bir ödülün şahsına layık görülmesinden duyduğu memnuniyeti paylaştı. Rektör Prof.Dr.Köse, “Üstün Hizmet Ödülü”nü şahsıma tevdi ederek onurlandıran başta Başkan Sayın Erdem Öksüz olmak üzere yönetim kurulu üyelerine ve emeği geçenlere şükranlarımı sunarım. 3 Aralık Dünya Engelliler Günü’nün engelli kardeşlerimiz konusunda daha güçlü bilince dönüşmesini diliyorum. Engelli yoktur, engelleyen vardır.” dedi. 26 kategoride ödül Engellilerin hazırladığı gösterilerin ardından gerçekleştirilen törende 26 kategorideki ödüller sahiplerine verildi. Yılın Siyasetçisi: Sofuoğlu Kenan Sofuoğlu'nun, ‘‘Yılın Siyasetçisi’’ ödülünü aldığı gecede konuşan Bakan Yardımcısı Ahmet Koca, Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı olarak üniversiteler, belediyeler, valilikler ve sivil toplum kuruluşlarıyla birlikte projelere imza attıklarını ve desteklediklerini belirterek, bu özel gecede bulunmaktan duyduğu memnuniyeti dile getirdi. Koca, ‘‘Salonu dolduran özel insanlarımızı yaptıkları çalışmalardan dolayı tebrik ediyorum. Helal olsun diyorum. Onlar bizim baş tacımız.’’ dedi.    

  • İKÇÜ’LÜ ÖĞRENCİLERDEN MEVLİD-İ NEBİ HAFTASI’NDA ANLAMLI ZİYARET

    İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi İslami İlimler Fakültesi Öğrencileri, Mevlid-i Nebi Haftası münasebetiyle İKÇÜ Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ndeki hastaları ziyaret etti. İKÇÜ Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesi Manevi Destek Birimi ile düzenlenen ziyarette öğrencilere, İKÇÜ İslami İlimler Fakültesi  Dekan Yardımcısı Doç.Dr.Mehmet Dirik, Hastane Başhekim Yardımcısı Op.Dr.Hüseyin Aydoğmuş, Manevi Bakım ve Destek Birimi’nden Emine Bilgin Solak, Hemşire Emine Çakar Durukan da eşlik etti. Peygamberimiz Hz. Muhammed (S.A.V) Efendimizin dünyaya teşrif ettiği haftayı ifade eden Mevlid-i Nebi’yi böylesine anlamlı bir etkinlikle idrak etmenin mutluluğunu taşıdıklarını söyleyen öğrenciler, “Bu vesile ile hastane yönetimimize teşekkür ediyor, tüm hasta büyüklerimize ve kardeşlerimize acil şifalar diliyoruz.” dedi. Servislerde yatan hastalar ve yakınları da böylesine anlamlı bir günde kendilerini unutmayan öğrencilere ve idarecilere teşekkür ederek memnuniyetlerini dile getirdi.

  • Turizm Fakültesi’nden "Buğday ve Uygarlık"

    Buğdayın Anavatanı Göbeklitepe’de… İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi, Turizm Fakültesi tarafından “Buğday ve Uygarlık” semineri düzenlendi. Dokuz Eylül Üniversitesi Edebiyat Fakültesi, Arkeoloji Bölümü Doktor Öğretim Üyesi Ahmet Uhri katılımcılara buğdayın tarihsel süreci hakkında sunum yaptı. Turizm Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Atilla Akbaba’nın ev sahipliğinde gerçekleştirilen, Rektör Yardımcısı Prof.Dr.Turan Gökçe, öğrenci ve akademisyenlerin katıldığı semineri, Alsancak Nevvar Salih İşgören Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi öğrencileri de takip etti. İlk kez Şanlıurfa’nın Karacadağ yöresinde ekilen buğdayın tarihsel süreçteki 12 bin yıllık serüveninin uygarlığın gelişmesi açısından oldukça önemli olduğunu söyleyen Dr.Öğr.Üyesi Uhri, tüm zamanlarda buğdayın oldukça stratejik bir konumda yer aldığını vurguladı. “Petrolü kontrol ederseniz ülkeleri, gıdayı kontrol ederseniz halkları yönetirsiniz.” Dr.Öğr.Üyesi Uhri,  “Buğday oldukça stratejik bir ürün. Henry Kissinger'ın 1974'de söylediği gibi: "Eğer petrolü kontrol ederseniz ülkeleri kontrol edersiniz, eğer gıdayı kontrol ederseniz halkları kontrol edersiniz…Yani insanların açlıkla terbiyesi söz konusu. Günümüz uygarlığının temeli yerleşik yaşama geçiş ve buğday tarımının başlamasına dayanıyor. Buğdayın anavatanı ise Anadolu’dur. Buğday, arpa gibi tahılların birçoğu bu coğrafyada gelişerek uygarlıklar oluştu. Biz tahıl uygarlığıyız. Genetik verilere yönelik yapılan araştırmalara göre bugün dünyada kaç çeşit buğday türü varsa tüm buğdayların ana vatanı Karacadağ’ın batı yakasında yetişen buğdaylardır.” dedi. “Dünyanın ilk tapınağında doğaya olan saygı var.” Buğdayın zamanla mutasyona uğradığını, buğdayların olgunlaşma döneminde dökülürken; zamanla olgunlaştıktan sonra dalında kalmaya başladığını keşfeden insanlığın, ilk defa kendi yaptığı aletlerle buğdayı biçmeye başladığını söyleyen Dr.Öğr.Üyesi Uhri,   “Şanlıurfa’da bulunan Göbeklitepe başta olmak üzere bölgedeki birçok alanın bereketli topraklar olduğunu görüyoruz. Dolayısıyla insanın bütün serüveni bu coğrafyada başlıyor. Buğdayı keşfeden insanlar önce yarı yerleşik hayata geçiyorlar. Göbeklitepe’deki son avcı toplayıcıları biliyorsunuz. Doğayı daha yakından tanıdıkları için büyük olasılıkla doğaya olan inançlarını, saygılarını göstermek için böyle büyük bir tapınağı yapıyorlar. Dünyanın ilk tapınağını yapanların, avcı-toplayıcı hayattan yarı yerleşik yaşama geçenlerin karşısına çıkan ilk ürün buğdaydır.” diye konuştu. “Beyaz ekmek kentlilik göstergesiydi.” Ekmeğin çeşitlerine göre bir statü sembolü olmasına da değinen Dr.Öğr.Üyesi Uhri, beyaz ekmek yemenin bir dönem için adeta prestij göstergesi olarak sunulduğunu, kentlilik göstergesi olarak görüldüğünü aktardı. Dr.Öğr.Üyesi Uhri, “O dönemler için un elde etmek oldukça masraflı. Dolayısıyla sadece zenginler yiyordu. Bugüne baktığımızda ise sağlık için tam buğday ununa yakın ekmek tüketmemiz gerekiyor.” şeklinde konuştu. “Gastronomi turistleri, normal turistten bir buçuk kat daha fazla harcıyor.” İKÇÜ Turizm Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Atilla Akbaba ise buğdayın arkeolojik ve gastronomik gelişimi ile ilgili araştırmalarıyla bilimsel dünyaya katkı sunan Dr.Öğr. Üyesi Uhri’ye teşekkür etti. Ülkemizin gastronomi açısından eşsiz zenginlerle sahip olduğunu kaydeden Dekan Prof.Dr. Akbaba, “Pişirme yöntemleri ve malzeme çeşitliliğiyle coğrafyamızın gastronomik zenginliği dünyaca kabul edilen bir gerçek. Bu turizmimiz açısından oldukça önemli bir değer. Yabancı turistlerin Türkiye'de tatil yapma motivasyonlarının başında, ülkemizin tarihi ve kültürel zenginlikleri ile ülkemizin binlerce yıllık geleneklerden beslenen mutfak kültürü ve zenginliği geliyor. Dünyanın bildiği bu zenginliği yeteri kadar kullanıyor muyuz? Yerel tat arayışındaki gastronomi turistlerinin, normal turistten bir buçuk kat daha fazla harcama yaptığını gösteren araştırmalar, bizim bu zenginliğimizi ülkemizin katma değerine katkı sunmak için daha fazla kullanmamız gerektiğini gösteriyor.” dedi. GÖBEKLİTEPE HAKKINDA İnşası günümüzden 12.000 yıl öncesine uzanan Göbekli Tepe tarihteki en eski ve en büyük ibadet merkezi olarak biliniyor. Göbeklitepe, Şanlıurfa'nın 15 kilometre kuzeydoğusundaki Örencik köyü yakınlarında, yaklaşık 300 metre çapında ve 15 metre yüksekliğinde geniş görüş alanına hâkim bir konumda yer alıyor. Bölgede yapılan araştırmalar ve elde edilen bulgular doğrultusunda önemli kültür bitkisi olan ve yüzlerce genetik varyasyonu bulunan buğdayın atasının ilk olarak Göbeklitepe eteklerinde yetiştiği ve Türk mutfağının 12.000 yıllık deneyimi ile buğday ve buğday ununu kullanıldığı ortaya çıktı.

  • DİŞ HEKİMLİĞİ ÖĞRENCİLERİNİN BEYAZ ÖNLÜK HEYECANI

    Rektör Prof.Dr.Köse’den müjde: “Diş Hekimliği Fakültesi Hastanesi İçin İhaleye Çıkıyoruz.” İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi birinci sınıf öğrencileri için ‘Beyaz Önlük Giyme’ Töreni düzenlendi. Rektör Yardımcısı ve Diş Hekimliği Fakültesi Dekanı Prof.Dr.Dr.İrfan Karadede’nin ev sahipliğinde düzenlenen beyaz önlük giyme töreni, İzmir Katip Çelebi Üniversitesi Rektörü Prof.Dr.Saffet Köse, Rektör Yardımcısı Prof.Dr.Turan Gökçe, Dekanlar, Ege Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Necdet Erdilek ile eski Dekanı Prof. Dr. Beyser Pişkin, İzmir Diş Hekimleri Oda Başkanı Dr. Murat Sütpideler ile gençlerin mutluluğuna ortak olmak isteyen ailelerinin katılımıyla gerçekleştirildi. Törenin başında öğrenciler adına bir teşekkür Sınıf Öğrenci Temsilcisi Sümeyra Aydoğan, ‘önce zarar verme’ ilkesiyle hekimlik sıfatına layık olmak için bir ömür boyu çalışacaklarının sözünü verdi.  “Diş Hekimliğinde saha fakültedir.”  Törende  genç meslektaşlarına seslenen Dekan Prof.Dr.Dr.İrfan Karadede ise diş hekimliği eğitiminin zorluğuna dikkat çekti. Gençlerin başarılarında hiç kuşkusuz ailelerin büyük payı olduğunu kaydederek ailelere teşekkür eden Prof.Dr.Dr.İrfan Karadede, “Bundan sonraki süreçte öğrencilerimiz bizlere emanet edildi. Bu süreçte hedef sadece teorik eğitim değildir. Birçok fakültede saha şantiyedir ya da sahadaki iş tecrübeleridir.  Diş Hekimliğinde ise saha fakültedir.  Çekirdek eğitim programının getirdiği yeterlilikler, yetkinlikler düzeyinde öğrencilerimiz mezun olur ve sahaya çıktığında bir muayenehanede hizmet verme, hastaları tek başına tedavi etme donanımında olur.” dedi. “URAP dünya sıralamasında ilk 200’de’yiz.” Hekim adaylarının eğitimleri esnasında el becerilerinin gelişerek, üç boyutlu düşünme kapasitelerinin artacağını söyleyen Prof.Dr.Dr. Karadede, İKÇÜ Diş Hekimliği’nin dünya sıralamasında yükselen başarısına da vurgu yaparak; “İKÇÜ Diş Hekimliği Fakültesi, URAP dünya sıralamasında ilk 200’de, Shangay sıralamasında ise ilk 300’de yer alıyor. Bizler yüksek puanlarla fakültemizi kazanan öğrencilerimizin mutluluğunu yaşarken, sizler de dünya sıralamasında ilk 200’de yer alan bir fakültede okumanın ayrıcalığını yaşayarak mezun olacaksınız. 5 yıl sonra mesleklerinde başarılı hekimler olacağınızdan hiçbir şüphemiz yok. “ diye konuştu. “Hekimlerin yükü arttı.” İzmir Diş Hekimleri Oda Başkanı Dr. Murat Sütpideler de genç hekim adaylarını kutlayarak başladığı konuşmasında, kamuda diş hekimliği istihdamının son yıllarda arttığını söyledi.İstihdam rakamları artarken koruyucu önleyici hizmetlerin yerine tedavi edici ve döner sermaye gelirlerini arttırıcı uygulamaların öncelendiğini vurgulayan Dr. Murat Sütpideler, “Bu nedenle de hekimlerimizin yükü arttı. Öte yandan 2005 yılında 15 olan diş hekimliği fakülte sayısı 2018 yılında 86’ya ulaştı ve şu an 60’ın da eğitim veriliyor. 2016 yılı sonunda 29417 diş hekimi vardı ve bir hekime 2713 hasta düşmekteydi. Diş hekimi sayısı 2025 yılında bu hesaplamalarla 64 bine ulaşacak ve Bir hekime 1338 hasta düşüyor olacak. Bu AB normlarının altında bir değerdir. Bu nedenle bu oranların dikkate alınması ve 2019 yılından itibaren kontenjanların düşürülmesi gerekir.” dedi.   İKÇÜ’ye Modern Diş Hekimliği Fakültesi Hastanesi… Rektör Prof.Dr. Köse, URAP verilerini hatırlatarak başladığı konuşmasında, İKÇÜ’nün 2010 yılından sonra kurulan üniversiteler arasında üçüncü sırada yer aldığını kaydetti.  Aydınlıkevler Yerleşkesindeki diş hekimliği fakültesi hastanesinde eğitimlerine devam eden öğrencilere  müjde veren Rektör Prof. Dr. Köse, Çiğli Ana Kampüsü içerisinde açılacak diş hekimliği fakültesi hastanesi için yıl sonunda  ihaleye çıkılacağını söyledi. Prof. Dr. Köse, “Çiğli Ana Kampüs içerisinde hastaların kolaylıkla ulaşabileceği, yaklaşık 30 bin metrekare büyüklüğünde, 300 diş ünitini yer alacağı modern bir diş hekimliği fakültesi için  yıl sonu ihaleye çıkılacak olup 2 yılda bitirilmesi planlanıyor.” dedi. “Bilimsel gelişmeleri takip ediniz.” Hekim adaylarına tavsiyelerde bulunan Prof. Dr. Köse, bilim dünyasındaki gelişmeleri takip etmenin kendilerini geliştirme noktasında oldukça önemli olduğuna vurgu yaptı. Prof. Dr. Köse, “Öğrencilerimizden beklentimiz, iyi yetişmeleri ve alanlarını çok iyi takip etmeleridir. Çok dinamik bir alana sahipsiniz. Bilimsel dünyadaki baş döndürücü gelişmeleri yakından takip etmelisiniz.  Bunun yanında bir de meslek ahlakına sahip ve bu ilkeleri içselleştirerek çalışmalısınız.” diye konuştu. Her şeyin arttıkça değerinin azalacağı, bunun dışında kalan tek şeyin ise akıl olduğu, akıl arttıkça değerinin artacağı ile ilgili vecizeyi hatırlatan Prof. Dr. Köse,  akla değer katan da onun kişiyi geliştirecek şekilde kullanılması olduğuna işaret ederek; “86 Diş Hekimliği Fakültemizin olması sevindirici bir gelişme. Bu hizmet alanların genişlemesi açısından çok önemli. Ama bundan daha önemlisi kalite. Çokluk içinde sizi farklı kılacak olan da bahsettiğim gibi meslek hayatında bilimsel gelişmeleri yakından takip etmek ve meslek ahlakına sahip olmaktır. Hem bu alanda bir dinamik süreç içinde olmanızı hem de ahlaki ilkelerin yön verdiği iyi bir meslek hayatı diliyorum.” şeklinde sözlerini tamamladı. Bölümlerine birincilikle yerleşen öğrencilere teşekkür belgesi takdiminin ardından, Sanat ve Tasarım Fakültesi Müzik Bölümü Öğretim Görevlisi Mücahit Yalçın Öztüfekçi’nin sunduğu müzik dinletisi beğeniyle takip edildi. Tören, beyaz önlük mutluluğu taşıyan 150 öğrencinin, mesleki eğitime adımının sembolü olan Diş Hekimliği Andını okumasıyla son buldu.

  • AHMET YESEVİ ÜNİVERSİTESİ İKÇÜ DAYANIŞMASI

    Ahmet Yesevi Üniversitesi Mütevelli Heyet Başkanı Prof. Dr. Musa Yıldız, Rektörümüz Sayın Prof. Dr. Saffet Köse'yi makamında ziyaret etti. Ziyarette, iki üniversite arasında yapılacak iş birlikleri adına bir protokol imzalandı.

  • Üniversitelerde Etkili Yönetim için ‘İç Kontrol ve Risk Yönetimi’

    Üniversitelerde Etkili Yönetim için ‘İç Kontrol ve Risk Yönetimi’ Kamu İç Kontrol Standartlarına Uyum Eylem Planı kapsamında, "Üst yönetime iç kontrol brifingi düzenlenmesi"  maddesince,  İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi üst yöneticilerine  “Üniversitelerde Etkili Yönetim İçin İç Kontrol ve Risk Yönetimi” başlıklı bir brifing verildi. İnternal Control Instute (ICI-İç Kontrol Enstitüsü) Türkiye Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Bertan Kaya tarafından, iç kontrolün sahadaki sonuçları ve kazanımlarına ilişkin sunum gerçekleştirildi. Toplantıya Rektör Prof.Dr. Saffet Köse, Rektör Yardımcıları Prof.Dr. Turan Gökçe, Prof.Dr. Adnan Kaya, Rektör Danışmanı ve Sanat ve Tasarım Fakültesi Dekanı Prof.Dr. Fikri Salman, Genel Sekreter V. Nurettin Memur, Genel Sekreter Yardımcısı Muhammed Enes Uzun, Strateji Geliştirme Daire Başkanı Erkan Küçükkılınç ile ilgili idari personel katıldı. Sunum da güncel gelişmeler, stratejik yönetim, iç kontrol ve risk yönetiminin üniversitelerde etkili yönetime katkısı ve sağlayacağı faydalara değinilerek; kurumsal performansın arttırılmasında iç kontrol ve risk yönetimi sistemlerinin işleyişi aktarıldı. İç kontrolün kuruma yaptığı katkılar,  Üniversite genelinde görev ve sorumlulukları netleştirir. İş akışlarını ve iş yapışı standardize eder, uygulamaları yeknesaklaştırır. Üst yönetimin kurum performansını izlemesini ve düşük performansın nedenlerini sorgulamasını sağlar. Üniversiteyi dış denetime hazır kılar, hesap verebilirliği güçlendirir. Yeni yönetici ve personelin adaptasyon ve verim alınabilme süresini kısaltır. Kurumsallaşma ve kurumsal yönetimi güçlendirir. Risklerin, kayıp gerçekleşmeden yönetilmesini sağlar. başlıklarıyla ele alındı.  

  • ÖRNEK PROTOKOLDE İKÇÜ DE VAR

    ÖRNEK PROTOKOLDE İKÇÜ DE VAR Ege Bölgesi Sanayi Odası (EBSO), üniversite ve sanayi iş birliğini günümüz teknolojik koşullarının gerektirdiği düzeye çıkarmak amacıyla Üniversite-Sanayi İş Birliği Koordinasyon Kurulu (ÜSKK) protokolünü yeniledi. Her yıl yeni eğitim-öğretim yılında EBSO ile İzmir'deki 8 üniversite arasındaki ilişki alanlarının genişletilmesine, gerçekleştirilecek ortak çalışmaların somut ve sürdürülebilir bir temele oturtulmasına ve üniversite sanayi iş birliği ekosisteminin iyileştirilmesine olanak sağlayacak protokol geniş katılımla imzalandı. EBSO'da düzenlenen ÜSKK Başkanı ve EBSO Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı İbrahim Gökçüoğlu’nun ev sahipliğinde yapılan törene, Ege Üniversitesi Rektörü Prof.Dr. Necdet Budak, İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi Rektörü Prof.Dr. Saffet Köse, İzmir Demokrasi Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Bedriye Tunçsiper ile akademisyenler katıldı. Törende konuşan İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi Rektörü Prof.Dr. Saffet Köse, üniversite-sanayi arasında yapılan böyle önemli protokollere her zaman destek olduklarını söyledi. Prof.Dr. Köse, İKÇÜ olarak üretilen bilginin pratikte değer kazanması ve teknolojiye dönüşmesi için sanayiciyle yapılan iş birlikleri içinde olmayı arzuladıklarını kaydetti. Prof.Dr.Köse, sanayicinin ihtiyaç duyduğu nitelikli elemanları karşılamak üzere şimdiden planlamaları yaptıklarını söyleyerek bu birlikteliğin planlarına ivme kazandıracağını sözlerine ekledi.

  • PROF.DR. KÖSE 2020-2024 DÖNEMİ STRATEJİK PLANLAMA ÇALIŞMALARINI BAŞLATTI

    PROF.DR. KÖSE 2020-2024 DÖNEMİ STRATEJİK PLANLAMA ÇALIŞMALARINI BAŞLATTI İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Saffet Köse, 2020-2024 dönemi stratejik planlama çalışmalarının başladığını duyurdu. Başkanlığını yürüttüğü Strateji Geliştirme Kurulu’nda süreçle ilgili kararların alınarak hızla çalışmalara başlandığını söyleyen Prof. Dr. Köse,  yönetim kalitesini ve kurumsal itibarı artırarak İKÇÜ’yü daha ileri taşıyacaklarını belirtti. İKÇÜ’nün faaliyetlerini strateji ve politikalar çerçevesinde ortak bir amaca yönlendirmek üzere “Stratejik Yönetim” anlayışını benimsendiğini kaydeden Prof. Dr. Köse, “İKÇÜ Ailesinin tüm fertlerinin katkı ve katılımlarıyla üniversitemizin geleceğini birlikte şekillendireceğiz. 2020-2024 dönemi stratejik planlama sürecinin sahibi olarak, üniversitemizin gelecek tasarımını ortaya koyacak ve “sahiplenme ve katılımcılık” ilkeleri çerçevesinde, farklı görevlere ve donanımlara sahip birçok kişiyi bir araya getirecek olan bu süreçte tüm birim yöneticilerinin, tüm personelimizin ve değerli tüm paydaşlarımızın katkı ve katılımları bekliyorum.” dedi. Bilimsel yöntemlere dayalı analizler ışığında başlayan 2020-2024 Dönemi Stratejik Planı sürecinin şeffaf biçimde takip edilebileceğini ifade eden Prof. Dr. Köse, bu amaçla bir web alanının da oluşturulduğunu vurguladı. Prof. Dr. Köse, “Hazırlık sürecini tüm paydaşlarımızla şeffaf biçimde yürütmek ve paylaşmak adına bir web sayfası hazırlanmıştır. İlgili sayfaya, http://stratejikplan.ikc.edu.tr/ linkinden ulaşılabilir. Yeni planımız katılımcılık temelinde yükselirken iç ve dış tüm paydaşlarımızın ilgilerini ve katkılarını bekliyoruz.” şeklinde konuştu.  


Toplam 115