Kişi , Haber, Etkinlik, Sayfa, Duyuru, Başarılar, Menüler içerisinde arama yapabilirsiniz.

HABERLER Tüm HABERLER
Yeni

GASTRONOMİ TURİZMİNİN TÜRKİYE'DEKİ ADRESİNE İKÇÜ DAMGASI

GASTRONOMİ TURİZMİNİN TÜRKİYE'DEKİ ADRESİNE İKÇÜ DAMGASI İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi Turizm Fakültesi, 44 bin ziyaretçi rakamı ile İzmir’in en saygın fuarlarından olan 12. Travel Turkey İzmir Turizm Fuarı ve Kongresi ile 4. Uluslararası Gastronomi Turizmi Kongresinden başarılı bir tanıtım çalışmasıyla döndü. Açılışına Rektör Yardımcısı Prof.Dr.Turan Gökçe’nin de iştirak ettiği, Dokuz Eylül Üniversitesi, İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi, İzmir Ekonomi Üniversitesi, Yaşar Üniversitesi iş birliğiyle yapılan kongreye ayrıca İzmir Profesyonel Aşçılar Derneği de  destek verdi. Açılışta konuşan İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Turan Gökçe, Türkiye'nin yemek kültürü tarihi ile dikkat çeken bir ülke olduğunu vurguladı. T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı himayelerinde, Türkiye’nin turizm alanındaki en önemli buluşmalarından biri olarak gösterilen etkinliklerde fakülte olarak İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi’ni başarıyla temsil etmekten duydukları mutluluğu paylaşan Turizm Fakültesi Dekanı Prof.Dr. Atilla Akbaba, Uluslararası Gastronomi Turizmi Kongresi’nde yer almanın bilimsel anlamdaki önemine değindi. Prof.Dr.Akbaba, “Akademik oturumlar, sektörden önemli isimlerin konuşmacı olarak katıldığı panel oturumları, yerli yabancı şeflerin yemek workshopları, profesyonel uzmanlar ile tadım atölyeleri ile dolu dolu geçen fuar ve kongrenin, öğrencilerimiz için de önemli bir deneyim kazandırdığını düşünmekteyiz. Standımızı ziyaret eden yerli-yabancı katılımcılara fakültemizi ve üniversitemizi tanıtma ve sektörle iş birliklerimizi geliştirme fırsatı da edindik.  Fakülte olarak dünyanın önde gelen gastronomi ve turizm uzmanları ile eğitimcilerini bir araya getiren bu organizasyonda yer almanın deneyimini paylaştık.” dedi.

Devamını Oku

İKÇÜ’DE GÜNDEM EKONOMİ

“Ticaret Savaşları ve Ülke Ekonomisine Etkileri” tartışıldı İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi (İKÇÜ), Tüm Sanayici ve İş Adamları Derneği (TÜMSİAD), İzmir Ticaret Odası (İZTO) ile Ekonomi Topluluğu iş birliğinde “ Ticaret Savaşları ve Ülke Ekonomisine Etkileri“ forumu düzenlendi. İKÇÜ İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Dekanı  Prof.Dr.Ertuğrul Deliktaş’ın moderatörlüğünde gerçekleştirilen foruma, TÜMSİAD Genel Başkanı Yaşar Doğan, İZTO Yönetim Kurulu Başkanı Mahmut Özgener, TÜMSİAD Genel Sekreteri Dr.Osman Kurtkan Kapıcıoğlu, İKÇÜ İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi’nden Dr.Öğr.Üyesi Emine Beyza Satoğlu konuşmacı olarak katıldı. “Tarihimizden ibret almamız gerekiyor.” Forumun başında kısa bir konuşma yapan İKÇÜ Rektörü Prof. Dr. Saffet Köse, ekonomi deyince üretim, tüketim, rekabet gibi kavramlar akla gelirken buna artık savaşın da katıldığını söyledi. Bu kavram ile tarihimizde karşılaştığımızı anlatan Prof.Dr. Köse, karşılaşılan örneklerden ibret alınması gerektiği üzerinde durdu. Prof.Dr. Köse, “Ekonomik savaşları yaşayarak öğreniyoruz ve şu anda bunun içinde bulunuyoruz. Ekonomik araçlar etkili bir silah olarak kullanılıyor. Bu dünyanın ciddi ve etkili bir sorunu. Bunun üstesinden nasıl gelebilirizi bu toplantımızda tartışacağız. Selçuklular döneminde Yahudi bankerler ellerindeki ekonomik imkânları devletin üzerinde nüfuz olarak kullanmışlar. İslam toplumlarında yaşayan gayri Müslimler devlete cizye gibi vatandaşlık vergisi ödüyorlar ve bu sadece işi olana çalışabilen erkeklerden alınıyor. Askerlik yaparlarsa o vergi de düşüyor. Askerlik yapmadıkları için ticaretle meşgul oluyorlar. Müslümanlara yasak olan faiz gibi bir takım şeylere tabi olmayınca rahat hareket edebiliyorlar. Böylece ekonomik anlamda çok güçlü finans elde ediyorlar. Bu finans gücünü de devlete karşı nüfuz olarak kullanıyorlar. Selçuklu döneminde vatandaşlar bu duruma karşı rahatsızlıkları ortaya çıkıyor. Nizamülmülk’ ün eserinde bunlardan bahsedilir. İşte tarihimizde bunun arka planı var. Aslında tarihimizden ibret almamız gerekiyor. Bugün eskiden yaşanılanların daha çetin halini yaşıyoruz.” dedi. “Yerli ve milli yatırımlar güçlenmeli.” TÜMSİAD Genel Başkanı Yaşar Doğan ise insanlığın varoluşundan bu yana ticaret savaşlarının yaşandığını, son yıllarda da popüler olan bu kavramın aslında savaşların ekonomiyle,ticaretle gerçekleştiğini gösterdiğini kaydetti. Doğan, “ İş dünyası yatırımlarında, ticaret politikalarında, sakin ortamları, riski az olacak ortamlara göre hareket etmeye çalışıyor. Sermaye ve yatırım güvenli limanları arıyor.” diye konuştu. “2017'de 157 milyar, 2018'de 170 milyar ihracat var ama hedeflerin çok altındayız. Tasarruf etmiyoruz, tasarruf etmeliyiz. "diyen Doğan, yerli üretimin üzerinde durarak üniversitelerin üstleneceği önemli misyonlara dikkat çekti. Başkan Doğan, “100 liraya sattığımızı 80 liraya üretiyoruz diye düşünüyoruz ama eğer yarı ham madde gibi bunu dışarıdan alıyorsak, sıkıntı yaşıyoruz. Üniversite proje geliştiriyor, para yok. Parayı da oluşturabilecek, fikri ticarete dönüştürecek unsurları deşifre etmek de gerekiyor. Sahada üretimi arttıracak, satışı sağlayacak marketing sistemlerinin üniversitelerde çalışılması gerekiyor. Yerli ve milli yatırımlar güçlenmeli. Teknoloji üretmeli, teknolojiyi ticarete dönüştürüp ihracat yapmalıyız, markalar oluşturmalıyız"   dedi. “Piyasalar rahatladı.” Türkiye’nin 2018 yılı içerisinde bir dönemeçten geçtiğini, birçok ekonomik saldırıya maruz kaldığını anlatan İZTO Yönetim Kurulu Başkanı Mahmut Özgener, üretilen politikalarla piyasalarda rahatlama yaşandığını belirtti. Başkan Özgener, “Gördüğünüz gibi tansiyon düştü, ekonomi üretim ve ihracat için yeniden motive oldu.  Enflasyonla Mücadele Programı’nı destekleyen vergi indirimleriyle birlikte piyasalarda ciddi bir rahatlama da yaşandı. Ben o dönemde de umutlu olmak, kendimize güvenmek gerektiğini söylemiştim, yanılmadığım için mutluyum. “ dedi. “Yan rolleri kabul etmemiş Türkiye’mizde atacağımız çok adım var.” Dünyada ticaret savaşları denilince ABD’den sonra Çin’in başrolde akla geldiğini kaydeden Başkan Özgener, “İki ülkenin karşılıklı gümrük duvarlarını yükselttiği bu filmde, dönem AB’yi de sahnede görebiliyoruz. Bu savaşlarda başrol oyuncularını izleyen bir Türkiye değil, kendini konumlandırmış, hazırlıklarını yapmış ve rekabet üstünlüklerini yeniden biçimlendirmiş bir Türkiye için çaba göstermeliyiz. Başrol potansiyeli olduğu halde figüranlıkla yetinen ülkeleri gözünüzün önüne getirdiğinizde, bunu açıkça görebilirsiniz. Savaşlarda, krizlerde değil; tarihi ve stratejik konumu gereği kalkınmada ana aktör olabilecek, tarihi boyunca hiçbir zaman yan rolleri kabul etmemiş Türkiye’mizde de atacağımız çok adım var. Ticaret Savaşları’nın ortasında, ateş çemberiyle çevrili bir ülke olarak, bir yandan geleneksel pazarımız AB ile irtibatı koparmadan, öte yandan ABD ile hassas dengeleri gözeterek Çin gibi çok büyük avantajlar barındıran alternatif pazarlarla büyümeliyiz.” diye konuştu. “Mazlum halklarında haklarını savunmalıyız” Yerli üretimin önemine değinen TÜMSİAD Genel Sekreteri Dr.Osman Kurtkan Kapıcıoğlu da ticaret savaşlarında Türkiye’nin kültürel misyonunun sadece kazan-kazan olmadığına dikkat çekti. Kapıcıoğlu, “Küreselleşiyoruz doğru. Sermayeyi aldıktan sonra içerde ithalat yapmadan üretimi yapıp ihracata dönüştürme noktasında yerli üretimde bir takım daralmalar görebiliyoruz. Devlet bir takım küçültmelere gidebiliyor. TÜMSİAD olarak dünyanın hemen hemen her yerinde çözüm ortaklarımız var. Vicdanın sesi olan bir STK olmanın bazı sorumlulukları olduğunu düşünüyorum. Dünyadaki durumda biz mazlumun yanında olmayacaksak nasıl bir çerçevede olabiliriz. Gençler olarak bunları unutmayınız. Ticaret savaşları evet var ve belli zorunluluklar olabilir, doğal bu. Var olmak da durumundasınız. Ama bir tarafınızla da mazlumlara destek vermek zorundasınız. Hedefiniz sadece kazan-kazan olmamalı. Aynı zamanda başkalarının da haklarını korumak zorundayız. Bizim kültürümüzde böyle bir altyapımız var. Çok şükür ki vicdan var. Bir araya gelip biriz, beraberiz diyebileceğimiz insanlarımız, renklerimiz var.” dedi. “Bu savaşların hiçbir kazananı olmuyor.” İKÇÜ İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi’nden Dr.Öğr.Üyesi Emine Beyza Satoğlu ise daha önce konuşulan ticaret savaşı kavramının Trump’ın adaylığı ile gündeme oturduğunu kaydetti. Çin ve ABD arasındaki ticaret savaşına ilişkin konuşan Satoğlu, “ Trump attığı bir tweet de, -Çin’e uyguladığımız gümrük vergileri sayesinde milyonlarca dolar ABD’ye akıyor. Eğer ki zarar etmek istemiyorsanız ABD’de yatırım yapın, fabrikalarınızı buraya açın- diyor. Ticaret savaşları vergiyi koymakla bitmeyen savaşlar.  Gümrük vergileri sonuç itibariyle fiyatları yükseltiyor, piyasadaki mal çeşitliliğini azaltıyor. Dolayısıyla insanlar bunun bedelini ödüyor. Sonuç olarak bu savaşların hiçbir kazananı olmuyor gibi tezler ortaya çıkıyor.” şeklinde konuştu. TÜMSİAD İzmir Şube Başkanı Erkan Çoruk da konuşmasında üniversite sanayi iş birliğinin önemine dikkat çekti. Üniversitelerde üretilen bilimin iş dünyasına ekonomik olarak katkıya dönüşmesine katkı sunmak adına böyle bir organizasyonun düzenlediğini söyleyen Çoruk, bu ortaklıkların farklı platformlarda çalışmaya devam edeceğini vurguladı. TÜMSİAD Genel Başkanı Yaşar Doğan, İZTO Yön. Kurulu Başkanı Mahmut Özgener, TÜMSİAD Genel Sekreteri Dr.Osman Kurtkan Kapıcıoğlu ile beraberindeki heyet, Rektör Prof.Dr. Köse’yi makamında da ziyaret ederek; kurumlar arasında yapılması hedeflenen projeler masaya yatırıldı.

Devamını Oku

 ÜSTÜN BAŞARI ÖDÜLÜ REKTÖR PROF.DR.KÖSE’YE

 ÜSTÜN BAŞARI ÖDÜLÜ REKTÖR PROF.DR.KÖSE’YE Uşak Üniversitesi Sosyal Hizmet Topluluğu katkılarıyla, YÖN Engelsiz Sanat Derneği tarafından bu yıl beşincisi düzenlenen Engelsiz Sanat Ödülleri sahiplerini buldu. Recep Tayyip Erdoğan Kongre ve Kültür Merkezi’nde gerçekleştirilen ödül törenine katılan Rektör Yardımcısı Prof.Dr.Adnan Kaya, “Üstün Başarı” kategorisinde ödüle layık görülen İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi Rektörü Prof.Dr.Saffet  Köse’nin ödülünü aldı. Ödül törenine Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakan Yardımcısı Ahmet Koca, Uşak Vali Vekili Ömer Kalaylı, AK Parti Sakarya Milletvekili Kenan Sofuoğlu, Cumhuriyet Başsavcısı Bünyamin Korkmaz, Uşak Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ekrem Savaş, Nevşehir Hacı Bektaş Veli Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mazhar Bağlı, İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Adnan Kaya, Yön Engelsiz Sanat Derneği Başkanı Erdem Öksüz, Adalet Komisyonu Başkanı İsmail Deniz, STK ve kamu kurum ve kuruluş temsilcileri ile davetliler katıldı.  “Engelli yoktur, engelleyen vardır.” Ödül törenine, şehir dışındaki başka bir bilimsel kongreye katılımı sebebiyle katılamayan Rektör Prof.Dr.Köse, böylesine anlamlı bir ödülün şahsına layık görülmesinden duyduğu memnuniyeti paylaştı. Rektör Prof.Dr.Köse, “Üstün Hizmet Ödülü”nü şahsıma tevdi ederek onurlandıran başta Başkan Sayın Erdem Öksüz olmak üzere yönetim kurulu üyelerine ve emeği geçenlere şükranlarımı sunarım. 3 Aralık Dünya Engelliler Günü’nün engelli kardeşlerimiz konusunda daha güçlü bilince dönüşmesini diliyorum. Engelli yoktur, engelleyen vardır.” dedi. 26 kategoride ödül Engellilerin hazırladığı gösterilerin ardından gerçekleştirilen törende 26 kategorideki ödüller sahiplerine verildi. Yılın Siyasetçisi: Sofuoğlu Kenan Sofuoğlu'nun, ‘‘Yılın Siyasetçisi’’ ödülünü aldığı gecede konuşan Bakan Yardımcısı Ahmet Koca, Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı olarak üniversiteler, belediyeler, valilikler ve sivil toplum kuruluşlarıyla birlikte projelere imza attıklarını ve desteklediklerini belirterek, bu özel gecede bulunmaktan duyduğu memnuniyeti dile getirdi. Koca, ‘‘Salonu dolduran özel insanlarımızı yaptıkları çalışmalardan dolayı tebrik ediyorum. Helal olsun diyorum. Onlar bizim baş tacımız.’’ dedi.    

Devamını Oku

İKÇÜ’LÜ ÖĞRENCİLERDEN MEVLİD-İ NEBİ HAFTASI’NDA ANLAMLI ZİYARET

İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi İslami İlimler Fakültesi Öğrencileri, Mevlid-i Nebi Haftası münasebetiyle İKÇÜ Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ndeki hastaları ziyaret etti. İKÇÜ Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesi Manevi Destek Birimi ile düzenlenen ziyarette öğrencilere, İKÇÜ İslami İlimler Fakültesi  Dekan Yardımcısı Doç.Dr.Mehmet Dirik, Hastane Başhekim Yardımcısı Op.Dr.Hüseyin Aydoğmuş, Manevi Bakım ve Destek Birimi’nden Emine Bilgin Solak, Hemşire Emine Çakar Durukan da eşlik etti. Peygamberimiz Hz. Muhammed (S.A.V) Efendimizin dünyaya teşrif ettiği haftayı ifade eden Mevlid-i Nebi’yi böylesine anlamlı bir etkinlikle idrak etmenin mutluluğunu taşıdıklarını söyleyen öğrenciler, “Bu vesile ile hastane yönetimimize teşekkür ediyor, tüm hasta büyüklerimize ve kardeşlerimize acil şifalar diliyoruz.” dedi. Servislerde yatan hastalar ve yakınları da böylesine anlamlı bir günde kendilerini unutmayan öğrencilere ve idarecilere teşekkür ederek memnuniyetlerini dile getirdi.

Devamını Oku

Turizm Fakültesi’nden "Buğday ve Uygarlık"

Buğdayın Anavatanı Göbeklitepe’de… İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi, Turizm Fakültesi tarafından “Buğday ve Uygarlık” semineri düzenlendi. Dokuz Eylül Üniversitesi Edebiyat Fakültesi, Arkeoloji Bölümü Doktor Öğretim Üyesi Ahmet Uhri katılımcılara buğdayın tarihsel süreci hakkında sunum yaptı. Turizm Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Atilla Akbaba’nın ev sahipliğinde gerçekleştirilen, Rektör Yardımcısı Prof.Dr.Turan Gökçe, öğrenci ve akademisyenlerin katıldığı semineri, Alsancak Nevvar Salih İşgören Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi öğrencileri de takip etti. İlk kez Şanlıurfa’nın Karacadağ yöresinde ekilen buğdayın tarihsel süreçteki 12 bin yıllık serüveninin uygarlığın gelişmesi açısından oldukça önemli olduğunu söyleyen Dr.Öğr.Üyesi Uhri, tüm zamanlarda buğdayın oldukça stratejik bir konumda yer aldığını vurguladı. “Petrolü kontrol ederseniz ülkeleri, gıdayı kontrol ederseniz halkları yönetirsiniz.” Dr.Öğr.Üyesi Uhri,  “Buğday oldukça stratejik bir ürün. Henry Kissinger'ın 1974'de söylediği gibi: "Eğer petrolü kontrol ederseniz ülkeleri kontrol edersiniz, eğer gıdayı kontrol ederseniz halkları kontrol edersiniz…Yani insanların açlıkla terbiyesi söz konusu. Günümüz uygarlığının temeli yerleşik yaşama geçiş ve buğday tarımının başlamasına dayanıyor. Buğdayın anavatanı ise Anadolu’dur. Buğday, arpa gibi tahılların birçoğu bu coğrafyada gelişerek uygarlıklar oluştu. Biz tahıl uygarlığıyız. Genetik verilere yönelik yapılan araştırmalara göre bugün dünyada kaç çeşit buğday türü varsa tüm buğdayların ana vatanı Karacadağ’ın batı yakasında yetişen buğdaylardır.” dedi. “Dünyanın ilk tapınağında doğaya olan saygı var.” Buğdayın zamanla mutasyona uğradığını, buğdayların olgunlaşma döneminde dökülürken; zamanla olgunlaştıktan sonra dalında kalmaya başladığını keşfeden insanlığın, ilk defa kendi yaptığı aletlerle buğdayı biçmeye başladığını söyleyen Dr.Öğr.Üyesi Uhri,   “Şanlıurfa’da bulunan Göbeklitepe başta olmak üzere bölgedeki birçok alanın bereketli topraklar olduğunu görüyoruz. Dolayısıyla insanın bütün serüveni bu coğrafyada başlıyor. Buğdayı keşfeden insanlar önce yarı yerleşik hayata geçiyorlar. Göbeklitepe’deki son avcı toplayıcıları biliyorsunuz. Doğayı daha yakından tanıdıkları için büyük olasılıkla doğaya olan inançlarını, saygılarını göstermek için böyle büyük bir tapınağı yapıyorlar. Dünyanın ilk tapınağını yapanların, avcı-toplayıcı hayattan yarı yerleşik yaşama geçenlerin karşısına çıkan ilk ürün buğdaydır.” diye konuştu. “Beyaz ekmek kentlilik göstergesiydi.” Ekmeğin çeşitlerine göre bir statü sembolü olmasına da değinen Dr.Öğr.Üyesi Uhri, beyaz ekmek yemenin bir dönem için adeta prestij göstergesi olarak sunulduğunu, kentlilik göstergesi olarak görüldüğünü aktardı. Dr.Öğr.Üyesi Uhri, “O dönemler için un elde etmek oldukça masraflı. Dolayısıyla sadece zenginler yiyordu. Bugüne baktığımızda ise sağlık için tam buğday ununa yakın ekmek tüketmemiz gerekiyor.” şeklinde konuştu. “Gastronomi turistleri, normal turistten bir buçuk kat daha fazla harcıyor.” İKÇÜ Turizm Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Atilla Akbaba ise buğdayın arkeolojik ve gastronomik gelişimi ile ilgili araştırmalarıyla bilimsel dünyaya katkı sunan Dr.Öğr. Üyesi Uhri’ye teşekkür etti. Ülkemizin gastronomi açısından eşsiz zenginlerle sahip olduğunu kaydeden Dekan Prof.Dr. Akbaba, “Pişirme yöntemleri ve malzeme çeşitliliğiyle coğrafyamızın gastronomik zenginliği dünyaca kabul edilen bir gerçek. Bu turizmimiz açısından oldukça önemli bir değer. Yabancı turistlerin Türkiye'de tatil yapma motivasyonlarının başında, ülkemizin tarihi ve kültürel zenginlikleri ile ülkemizin binlerce yıllık geleneklerden beslenen mutfak kültürü ve zenginliği geliyor. Dünyanın bildiği bu zenginliği yeteri kadar kullanıyor muyuz? Yerel tat arayışındaki gastronomi turistlerinin, normal turistten bir buçuk kat daha fazla harcama yaptığını gösteren araştırmalar, bizim bu zenginliğimizi ülkemizin katma değerine katkı sunmak için daha fazla kullanmamız gerektiğini gösteriyor.” dedi. GÖBEKLİTEPE HAKKINDA İnşası günümüzden 12.000 yıl öncesine uzanan Göbekli Tepe tarihteki en eski ve en büyük ibadet merkezi olarak biliniyor. Göbeklitepe, Şanlıurfa'nın 15 kilometre kuzeydoğusundaki Örencik köyü yakınlarında, yaklaşık 300 metre çapında ve 15 metre yüksekliğinde geniş görüş alanına hâkim bir konumda yer alıyor. Bölgede yapılan araştırmalar ve elde edilen bulgular doğrultusunda önemli kültür bitkisi olan ve yüzlerce genetik varyasyonu bulunan buğdayın atasının ilk olarak Göbeklitepe eteklerinde yetiştiği ve Türk mutfağının 12.000 yıllık deneyimi ile buğday ve buğday ununu kullanıldığı ortaya çıktı.

Devamını Oku

DİŞ HEKİMLİĞİ ÖĞRENCİLERİNİN BEYAZ ÖNLÜK HEYECANI

Rektör Prof.Dr.Köse’den müjde: “Diş Hekimliği Fakültesi Hastanesi İçin İhaleye Çıkıyoruz.” İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi birinci sınıf öğrencileri için ‘Beyaz Önlük Giyme’ Töreni düzenlendi. Rektör Yardımcısı ve Diş Hekimliği Fakültesi Dekanı Prof.Dr.Dr.İrfan Karadede’nin ev sahipliğinde düzenlenen beyaz önlük giyme töreni, İzmir Katip Çelebi Üniversitesi Rektörü Prof.Dr.Saffet Köse, Rektör Yardımcısı Prof.Dr.Turan Gökçe, Dekanlar, Ege Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Necdet Erdilek ile eski Dekanı Prof. Dr. Beyser Pişkin, İzmir Diş Hekimleri Oda Başkanı Dr. Murat Sütpideler ile gençlerin mutluluğuna ortak olmak isteyen ailelerinin katılımıyla gerçekleştirildi. Törenin başında öğrenciler adına bir teşekkür Sınıf Öğrenci Temsilcisi Sümeyra Aydoğan, ‘önce zarar verme’ ilkesiyle hekimlik sıfatına layık olmak için bir ömür boyu çalışacaklarının sözünü verdi.  “Diş Hekimliğinde saha fakültedir.”  Törende  genç meslektaşlarına seslenen Dekan Prof.Dr.Dr.İrfan Karadede ise diş hekimliği eğitiminin zorluğuna dikkat çekti. Gençlerin başarılarında hiç kuşkusuz ailelerin büyük payı olduğunu kaydederek ailelere teşekkür eden Prof.Dr.Dr.İrfan Karadede, “Bundan sonraki süreçte öğrencilerimiz bizlere emanet edildi. Bu süreçte hedef sadece teorik eğitim değildir. Birçok fakültede saha şantiyedir ya da sahadaki iş tecrübeleridir.  Diş Hekimliğinde ise saha fakültedir.  Çekirdek eğitim programının getirdiği yeterlilikler, yetkinlikler düzeyinde öğrencilerimiz mezun olur ve sahaya çıktığında bir muayenehanede hizmet verme, hastaları tek başına tedavi etme donanımında olur.” dedi. “URAP dünya sıralamasında ilk 200’de’yiz.” Hekim adaylarının eğitimleri esnasında el becerilerinin gelişerek, üç boyutlu düşünme kapasitelerinin artacağını söyleyen Prof.Dr.Dr. Karadede, İKÇÜ Diş Hekimliği’nin dünya sıralamasında yükselen başarısına da vurgu yaparak; “İKÇÜ Diş Hekimliği Fakültesi, URAP dünya sıralamasında ilk 200’de, Shangay sıralamasında ise ilk 300’de yer alıyor. Bizler yüksek puanlarla fakültemizi kazanan öğrencilerimizin mutluluğunu yaşarken, sizler de dünya sıralamasında ilk 200’de yer alan bir fakültede okumanın ayrıcalığını yaşayarak mezun olacaksınız. 5 yıl sonra mesleklerinde başarılı hekimler olacağınızdan hiçbir şüphemiz yok. “ diye konuştu. “Hekimlerin yükü arttı.” İzmir Diş Hekimleri Oda Başkanı Dr. Murat Sütpideler de genç hekim adaylarını kutlayarak başladığı konuşmasında, kamuda diş hekimliği istihdamının son yıllarda arttığını söyledi.İstihdam rakamları artarken koruyucu önleyici hizmetlerin yerine tedavi edici ve döner sermaye gelirlerini arttırıcı uygulamaların öncelendiğini vurgulayan Dr. Murat Sütpideler, “Bu nedenle de hekimlerimizin yükü arttı. Öte yandan 2005 yılında 15 olan diş hekimliği fakülte sayısı 2018 yılında 86’ya ulaştı ve şu an 60’ın da eğitim veriliyor. 2016 yılı sonunda 29417 diş hekimi vardı ve bir hekime 2713 hasta düşmekteydi. Diş hekimi sayısı 2025 yılında bu hesaplamalarla 64 bine ulaşacak ve Bir hekime 1338 hasta düşüyor olacak. Bu AB normlarının altında bir değerdir. Bu nedenle bu oranların dikkate alınması ve 2019 yılından itibaren kontenjanların düşürülmesi gerekir.” dedi.   İKÇÜ’ye Modern Diş Hekimliği Fakültesi Hastanesi… Rektör Prof.Dr. Köse, URAP verilerini hatırlatarak başladığı konuşmasında, İKÇÜ’nün 2010 yılından sonra kurulan üniversiteler arasında üçüncü sırada yer aldığını kaydetti.  Aydınlıkevler Yerleşkesindeki diş hekimliği fakültesi hastanesinde eğitimlerine devam eden öğrencilere  müjde veren Rektör Prof. Dr. Köse, Çiğli Ana Kampüsü içerisinde açılacak diş hekimliği fakültesi hastanesi için yıl sonunda  ihaleye çıkılacağını söyledi. Prof. Dr. Köse, “Çiğli Ana Kampüs içerisinde hastaların kolaylıkla ulaşabileceği, yaklaşık 30 bin metrekare büyüklüğünde, 300 diş ünitini yer alacağı modern bir diş hekimliği fakültesi için  yıl sonu ihaleye çıkılacak olup 2 yılda bitirilmesi planlanıyor.” dedi. “Bilimsel gelişmeleri takip ediniz.” Hekim adaylarına tavsiyelerde bulunan Prof. Dr. Köse, bilim dünyasındaki gelişmeleri takip etmenin kendilerini geliştirme noktasında oldukça önemli olduğuna vurgu yaptı. Prof. Dr. Köse, “Öğrencilerimizden beklentimiz, iyi yetişmeleri ve alanlarını çok iyi takip etmeleridir. Çok dinamik bir alana sahipsiniz. Bilimsel dünyadaki baş döndürücü gelişmeleri yakından takip etmelisiniz.  Bunun yanında bir de meslek ahlakına sahip ve bu ilkeleri içselleştirerek çalışmalısınız.” diye konuştu. Her şeyin arttıkça değerinin azalacağı, bunun dışında kalan tek şeyin ise akıl olduğu, akıl arttıkça değerinin artacağı ile ilgili vecizeyi hatırlatan Prof. Dr. Köse,  akla değer katan da onun kişiyi geliştirecek şekilde kullanılması olduğuna işaret ederek; “86 Diş Hekimliği Fakültemizin olması sevindirici bir gelişme. Bu hizmet alanların genişlemesi açısından çok önemli. Ama bundan daha önemlisi kalite. Çokluk içinde sizi farklı kılacak olan da bahsettiğim gibi meslek hayatında bilimsel gelişmeleri yakından takip etmek ve meslek ahlakına sahip olmaktır. Hem bu alanda bir dinamik süreç içinde olmanızı hem de ahlaki ilkelerin yön verdiği iyi bir meslek hayatı diliyorum.” şeklinde sözlerini tamamladı. Bölümlerine birincilikle yerleşen öğrencilere teşekkür belgesi takdiminin ardından, Sanat ve Tasarım Fakültesi Müzik Bölümü Öğretim Görevlisi Mücahit Yalçın Öztüfekçi’nin sunduğu müzik dinletisi beğeniyle takip edildi. Tören, beyaz önlük mutluluğu taşıyan 150 öğrencinin, mesleki eğitime adımının sembolü olan Diş Hekimliği Andını okumasıyla son buldu.

Devamını Oku

AHMET YESEVİ ÜNİVERSİTESİ İKÇÜ DAYANIŞMASI

Ahmet Yesevi Üniversitesi Mütevelli Heyet Başkanı Prof. Dr. Musa Yıldız, Rektörümüz Sayın Prof. Dr. Saffet Köse'yi makamında ziyaret etti. Ziyarette, iki üniversite arasında yapılacak iş birlikleri adına bir protokol imzalandı.

Devamını Oku

Üniversitelerde Etkili Yönetim için ‘İç Kontrol ve Risk Yönetimi’

Üniversitelerde Etkili Yönetim için ‘İç Kontrol ve Risk Yönetimi’ Kamu İç Kontrol Standartlarına Uyum Eylem Planı kapsamında, "Üst yönetime iç kontrol brifingi düzenlenmesi"  maddesince,  İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi üst yöneticilerine  “Üniversitelerde Etkili Yönetim İçin İç Kontrol ve Risk Yönetimi” başlıklı bir brifing verildi. İnternal Control Instute (ICI-İç Kontrol Enstitüsü) Türkiye Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Bertan Kaya tarafından, iç kontrolün sahadaki sonuçları ve kazanımlarına ilişkin sunum gerçekleştirildi. Toplantıya Rektör Prof.Dr. Saffet Köse, Rektör Yardımcıları Prof.Dr. Turan Gökçe, Prof.Dr. Adnan Kaya, Rektör Danışmanı ve Sanat ve Tasarım Fakültesi Dekanı Prof.Dr. Fikri Salman, Genel Sekreter V. Nurettin Memur, Genel Sekreter Yardımcısı Muhammed Enes Uzun, Strateji Geliştirme Daire Başkanı Erkan Küçükkılınç ile ilgili idari personel katıldı. Sunum da güncel gelişmeler, stratejik yönetim, iç kontrol ve risk yönetiminin üniversitelerde etkili yönetime katkısı ve sağlayacağı faydalara değinilerek; kurumsal performansın arttırılmasında iç kontrol ve risk yönetimi sistemlerinin işleyişi aktarıldı. İç kontrolün kuruma yaptığı katkılar,  Üniversite genelinde görev ve sorumlulukları netleştirir. İş akışlarını ve iş yapışı standardize eder, uygulamaları yeknesaklaştırır. Üst yönetimin kurum performansını izlemesini ve düşük performansın nedenlerini sorgulamasını sağlar. Üniversiteyi dış denetime hazır kılar, hesap verebilirliği güçlendirir. Yeni yönetici ve personelin adaptasyon ve verim alınabilme süresini kısaltır. Kurumsallaşma ve kurumsal yönetimi güçlendirir. Risklerin, kayıp gerçekleşmeden yönetilmesini sağlar. başlıklarıyla ele alındı.  

Devamını Oku
BAŞARILAR